31 Aralık 2007 Pazartesi

O dağların arkasına saklansan ne olur


Günlerden cumartesi. 2 3 günün karmaşası var bünyede. Gidebilecek miyiz, hangi yol, neyle, kimle vs trilyon soru var günlerdir beyinde. Az çok netleştirilen mevzularla biraz rahatlayıp 21:00 sularında kontağı çevirmeden teybin düğmesine dokununca çalındı kulağıma.

O dağların arkasına saklansan ne olur ,
Bir sen vardın bu fani dünyada..

İnce ince iç kemiren " - napıyoruz ulan biz! " sorgusalı o an kayboldu. Tam gaz Fatih, voda teslim alınır ve istikamet Üsküdar iskele. Biri sakallı üç adam iskelede beklemekte. İkisi ev yapımı Denizli şarabıyla gülümsüyor, sakallı boynu bükük. Kapşon da gayrı sıyırmaz olmuş bu insanlardan kendini ve bereye karar vermiş artık. Hayatımda ilk kez gidiğim bir mahallenin dar merdivenli apartmanlarından birinin en üst katı. Saat dört olmuş, üç kişi çoktan sızmış. Biri mehtabı hayal ediyor, biri gözyaşı dökmekte. Fonda kırık dökük bir ses " kıyıda köşede gulusun kaybolmus ne olur terketme yalnizlik cok acı , bu renksiz dunyayi sevmistik birlikte.. sen , kadınım " Gözlerini kapatabilmek ne mümkün..

Sabahın altı buçuğu Mecidiyeköy civarı:
" - Minibüs tamam sıcak simit de geldi 11, 12 , 13 tamamız haydi bismillah.."

Bu yolculukların hep bir yönü bol sesli geçiyor niyeyse. Bazı bazı giderken bazen de dönüşünde. Hareketli ancak hararetsiz ankara gidiş istikametinden sonra oldukça sakin bir yanlış yola sapış yolculuğu. Edirne'nin bilmemne ilçesinin köy bakkalı. Ahali henüz pazar sabahına bile uyanmamış. Elli küsür bira ve sapılan yanlış yolla birlikte fazla gidilen yaklaşık 170 km yol. İstikamet Çanakkale..
Kilitbahir vapur , ( Sözün bittiği yer )

" - Kaptan hanginiz ? Hadisenize lan , maça geç kaldık neyi bekliyoruz ? "

Sezon başı türkiye kupası grup maçları için serçedesle gidilen Çanakkale de bizi bekleyen yine tanıdık bir yüz var. Bir elde peynır helvası diğerinde poğaçalar. Bu servis seninle gurur duyuyor.

Geldik geliyoruz, tamam lan 15 dakka sonra oradayız vesaire ile maça 20 dakika kala salona ulaşılır. Seni Gördüğüm Zaman ... haykırışı ile salona giren 15 adam. Etraf sakin, takım & benç & burhanıye halkı şaşkın. Takıma aşılanan maç öncesi motivasonu ve nerden ne zaman geldikleri belli olmayan 200 250 kişilik bir grup küfürlerle salona giriş yapar. Sonradan öğrenildi: Normalde salonda olmayan ve gelişimizle futbol maçından çıkartılıp salona yönlendirilen insanlarmis. Muhtemelen 3 sene evvelinde kalmışlar, Cimbom kümeye sloganlarından anladığımız. Muhattap alınmayacağı belli olunca tarafımızdan maça dönüş ve haykırılan 4 periyot. 15 kişiyle susturulan salon ve sahadaki güzel oyun. Bazı zamanlar vardır, maç sonu takımın tribüne çağrılmayacağı , onların gelerek selam durup teşekkür edeceği. Öyle de oldu..

Maç sonu salon önünde takımı bekleyiş ve uzaktan yapılan yaşama vuruşları otobüse. Yola koyulunur önlü arkalı. Pek bilmeyiz galibiyetle biten deplasman dönüşlerinin keyfini. Pek de siklenmez açıkcası sahadaki skor, arma yalnız kalmasın yeter ne de olsa. Keder aynı keder. Ölene kadar bağıracaksın başka çaresi yok. Dönüşteki sakinliğin ardına Tekirdağ'a kadar süren meyhane kıvamı. Ömrümde duymadığım nağmeler vardı namussuzum. Hepiniz sorunlusunuz kabul edin.

İstanbul soğuk, İstanbul yalnız yine gecenin ikisinde. Her haltına rağmen biz ona hala aşık, o hala bizi siklemeden akma telaşında. Terketmeyeceğiz, ne seni ne rengimizi..


29 Aralık 2007 Cumartesi

Sen çağır yeter..


Gücümüz yettiği kadar koşmaya çalışıyoruz yanına kimseye karışmadan branş ayırmadan. her branşa en az bir deplasman yapmak şart demiştik sezon başında. öyle bir yere gidiyoruz ki şimdi peşinden, daha önce hiç gitmediğimiz. 2500 kişilik tek tribünlü bir salon. mevzu bayan basket. olay yeri; burhaniye. vasıta küçük, yürekler büyük. ve biz yine gidicek baska yer bulamadık abi.
hareket vakti sabah yedi.
hep aynı kalkış yeri.

Sen çağır yeter..


Gücümüz yettiği kadar koşmaya çalışıyoruz yanına kimseye karışmadan branş ayırmadan. her branşa en az bir deplasman yapmak şart demiştik sezon başında. öyle bir yere gidiyoruz ki şimdi peşinden, daha önce hiç gitmediğimiz. 2500 kişilik tek tribünlü bir salon. mevzu bayan basket. olay yeri; burhaniye. vasıta küçük, yürekler büyük. ve biz yine gidicek baska yer bulamadık abi.
hareket vakti sabah yedi.
hep aynı kalkış yeri.

27 Aralık 2007 Perşembe

Milyonlarca Taraftarın Yanyana ,

Selçuk Uni 68 - 87 Galatasaray
Konya 19 Mayıs Spor Salonu










25 Aralık 2007 Salı

Peşindeyiz Elsaleh..

Ankara 19 Mayıs, Oftaş maçı. Buz gibi soğukta tribünün bir kenarında maçın başlama saati bekleniyor ayak üstü makaralarıyla. Üst taraflarda fark edilen beş altı tanıdık yüzle bedenler biraz olsun ısınıyor ve çatının hemen dibine konuçlanılıyor. 90 dakika yırtılan gırtlakların ardından herkes araçlarına yönelip İstanbul'umuzun yolu tutuluyor. Bolu dolaylarında buz tutan Ford Transit'in içinde bir kısa mesaj sesi... " Elsaleh! kaza geçirdi "
Nasıl yani? Az evvel beraberdik ulan ne kazası , nerede olmuş, nasıl olmuş, kimseye bir şey olmuş mu, durumları nasıl vs. telaşlanmalarının ardından yaralanan 2 arkadaşımız dışında herkesin iyi olduğu haberi ulaşır çok şükür ki. Ankara'ya dönmeye karar verilir, hastanedeler bir ihtiyaçları yok şimdilik haberine kadar. İyicene asılan suratlar ve kimsenin kimseye dillendirmeden kendi içinde inceden inceye güddüğü 'dönse miydik geri yanlarına' hayıflanmasıyla güzel İstanbul'a devam edilir..



Gelmiş - geçmiş - tekrarı kimse tarafından yaşanmaz olsun ,
Bu tribünün sizlere çok ama çok ihtiyacı var Elsaleh..

24 Aralık 2007 Pazartesi

Mazeretim var, Asabiyim ben..

Mezuniyet uğruna sevdandan ayrı kalma zorunda kaldığın zamanlar saat azizliği ve hovardalıklar sebebiyle tekrar ayrılık cezası ile başbaşa bu bünye. 7 Senedir bir kez bile ışık göremediğim o karanlık yollar tekrar kollarını açmış beklemektedir. Gidilecektir. Bu saatten sonra buraya kadar geldikten sonra dönmek olmaz, ama hala herkesin ortak dileği 'bu son olsun artık' nidalarını içten içe yaşarsın. Geride bıraktığın Sevdanı, o eşsiz şehri düşünür gaza gelirsin. Sevda bekletilmez, Sevdadan ayrı kalınmaz. Sevda bir yaşam biçimidir, Çile Sevda için çekilir.



3 güne bu kadar ocak'ta 1 hafta eyvah eyvah...

Mazeretim var, Asabiyim ben..

Mezuniyet uğruna sevdandan ayrı kalma zorunda kaldığın zamanlar saat azizliği ve hovardalıklar sebebiyle tekrar ayrılık cezası ile başbaşa bu bünye. 7 Senedir bir kez bile ışık göremediğim o karanlık yollar tekrar kollarını açmış beklemektedir. Gidilecektir. Bu saatten sonra buraya kadar geldikten sonra dönmek olmaz, ama hala herkesin ortak dileği 'bu son olsun artık' nidalarını içten içe yaşarsın. Geride bıraktığın Sevdanı, o eşsiz şehri düşünür gaza gelirsin. Sevda bekletilmez, Sevdadan ayrı kalınmaz. Sevda bir yaşam biçimidir, Çile Sevda için çekilir.



3 güne bu kadar ocak'ta 1 hafta eyvah eyvah...

22 Aralık 2007 Cumartesi

Sn.Ahmet Dede"hayır!"

Pek çok branşta memleketin lokomotif klubü olan Galatasaray'da , bu branşların en önde geleni diyebileceğimiz basketbol şubesinin başında
Galatasaray camiasından, spordan, basketboldan, Türk basketolundan uzak mı uzak bir isim görmek istemiyoruz. Gerek özel hayatlarında, gerekse iş dünyasında yaşadıkları/yaptıkları, doğru yanlış vs hiçbirşeyi tartışmıyoruz dahi. Ancak yazılı basın arşivlerinde hakkında tek bir olumlu habere rastlayamadıgımız isimleri Spor Klübü müzün yetkili bir mercisinde görmek istemiyoruz. Geçen sezon sonu bayan basketbol takımı oyuncularına haddini aşıp hakarete kadar varan sözler sarfeden kişileri Spor Klübü müzün yetkili bir mercisinde görmek istemiyoruz. Sahada mücadele veren takımın maçı esnasında, locadaki koltuğunda mecmua okuyan kişileri Spor Klübü müzün yetkili bir mercisinde görmek istemiyoruz. Taraftarı yeri geldğinde çapulcu, yeri geldiğinde sarılıp okşanacak bir topluluk olarak gören kişileri Spor Klübü müzün yetkili bir mercinde görmek istemiyoruz.
* Ahmet Dedehayır Kimdir ?
18 Ekim 1963 yılında İstanbul’da doğan Ahmet Dedehayır, 1982 yılında İstanbul Özel Alman Lisesi’nden, 1986 yılında Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. 1992-1994 yılları arasında ortağı olduğu Tezal Menkul Değerler A.Ş.’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Dedehayır, 1994-1996 yılları arasında Med Menkul Değerler A.Ş.’de Genel Müdürlük görevinde bulundu. 1996 yılından beri bir danışmanlık şirketinde görev yapan Dedehayır, evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce, Almanca ve Fransızca bilmektedir (....)

20 Aralık 2007 Perşembe

Gidiyoruz Yine Geri Dönmemecesine

Haykırdın ruhunu ama beden uyuşamadı nefessiz hayata. Gözlerin kördü hep, hep bir ezgi takip eder seni, bir gün terk edeceği gibi ruhun bile seni, sen hala savaşıyorsun boş arenasında sana ayrılan parçanın. Özgürlük isteriz, biz kendimize mahpussuz. Neyi açıklayayım hangi cümlemizi doğrulayayım. Noktalasak hayatı, silinir gider mi izleri bedenden kirlenmişliklerin. Anlattın birer birer kimse duymadı. Tacizler sürdü sezonlar boyu, sen hala otobüs camlarında kaybolan şehrin ışıklarında soru işaretleriyle dolu ömründe yolculukta, kayboluşa doğru gidensin. Deplase - Ankara 'Aralık 07

18 Aralık 2007 Salı

No Al Calcio Moderno

(...)

* bilet fiyatları, türkiye koşulları gözönüne alınarak saptanmalı, açık tribün biletleri her zaman ucuz tutulmalıdır.futbolun sadece varlıklı insanların seyredebileceği bir etkinliğe doğru sürükleyen pahalı bilet uygulamalarına son verilmeli ve bu sporun halkın tek eğlencesi oldugu unutulmamalıdır.

...


Aralık 19 - Wien Maçı

17 Aralık 2007 Pazartesi

Günler Geçmiyor Sen Olmayınca ,

Katledenlere inat yeni düşler büyütüyoruz içimizde.. Yalnızlığın çözülmesi zor denklemleri içinde boğulmacalar.. Hayatta, hep 'çok şey' sanılan insanların “hiçbir şey” oluşunun yükünü taşıyoruz dibine kadar.
Binlerce salisenin üstünden geçilmekte. Gidiyor giden, göz yumulmakta. Zincire bağlı özgürlüklerin yamacında , bir ayak kaysa düşeceğiz mahkûm cesetler üstüne. Tutan olmayacak bedenleri.Doğduğumuz yerde öleceğiz.Doğru hayatlardan yanlış bir son yazılacak günlüğe.Belki bizle , belki bizsiz..

Yalandan sevdaların ,
Kolpa hayatların ,
Kahpeliğin boğulduğu yer..
Tellerin ardı..
Umut..
İsyan..

16 Aralık 2007 Pazar

Yenik Serçe


O kanadı kırık bir kuştu. Sarı-Kırmızı'ya vurulmuştu, kimseler görmedi başka renk sevdiğini ve kimseler görmedi kirlendiğini. Kendini martılarla bir tutma demiştim, senin kanatların yok, düşersin yorulursun.

Adın Umut !

İçtiğin şarap, hüzün kokar geceleri. O şehrin bütün sokakları dar yapılmıştı umut. biz seninle yanyana yürümeyelim diye. İnsanlar dar yapılmıştı. Ama biz yürüdük !

Yanyana, haykırarak !

Umut Koyduk Adını..

Yenik Serçe


O kanadı kırık bir kuştu. Sarı-Kırmızı'ya vurulmuştu, kimseler görmedi başka renk sevdiğini ve kimseler görmedi kirlendiğini. Kendini martılarla bir tutma demiştim, senin kanatların yok, düşersin yorulursun.

Adın Umut !

İçtiğin şarap, hüzün kokar geceleri. O şehrin bütün sokakları dar yapılmıştı umut. biz seninle yanyana yürümeyelim diye. İnsanlar dar yapılmıştı. Ama biz yürüdük !

Yanyana, haykırarak !

Umut Koyduk Adını..

13 Aralık 2007 Perşembe

Cihan'dan Sağ Bek , Senden Başkan ..

Ne yaptığınız-yapamadığınız transferlere ne de kaldırılamayan kupalaradır feryadımız. Galatasaray'ın görevde kaldığınız sürece yaşadığı tüm karanlık günlerinedir. Yalnız bırakılan amatör şubeleredir, sahip çıkılmayan taraftaradır, çarçur edilen paralarımızadır. Gururumuz olan Lise'mizi sokaktaki halktan uzaklaştırıp klubü yalnızca kendi eşrafınızın hegamonyasına sokma arzunuzadır. Küçülen klüp vizyonunadır. Sahip çıkılmayan onca değerimizedir. Koltuk sevdalarına sırtına basılan insanlaradır. Yalan söylemenizedir. Ne 'O gidene kadar..' diye başlayan cümleler kurabilecek, ne de duyabileceğin miktarda ses çıkartabilecek durumdayız.
Umut edilir ki SamiYen'de oturduğun koltuktan , -bu klübün tek sahibi- taraftara selam verdirilmezsin..

12 Aralık 2007 Çarşamba

Baktığın yerde bekliyoruz seni..


sürekli birileri bi yerlere gidiyor, aramızdan ayrılıyor. ispanya, amerika, antep, konya, edirne derken şimdi de bulgar sınırı çıktı başımıza. oralar da bizimdir be kanka. gittiğin yerlerde benden bişeyler bulursun mutlaka. kardeşlerin baktığın yerde seni bekliyor olcak sezon sonunda. gelirken freeshopları patlatmayı sakın unutma.
Kiros gidecek, geri gelecek !

Baktığın yerde bekliyoruz seni..


sürekli birileri bi yerlere gidiyor, aramızdan ayrılıyor. ispanya, amerika, antep, konya, edirne derken şimdi de bulgar sınırı çıktı başımıza. oralar da bizimdir be kanka. gittiğin yerlerde benden bişeyler bulursun mutlaka. kardeşlerin baktığın yerde seni bekliyor olcak sezon sonunda. gelirken freeshopları patlatmayı sakın unutma.
Kiros gidecek, geri gelecek !

3 Aralık 2007 Pazartesi

Sen Yenil Bize İnat , Biz Sevelim Sana İnat..

Haykırılması gereken en zor 90 dakikaydı , olunması gereken yerde mağlum..Gidilmeyen onca yer varken , hele ki biz durunca dünyada duracak gerçeğine inanmışken..Son beş altı gundeki 5. haykırış bünyeleri yordu fazlasıyla..
Haftada 2 kez deri değiştirmekten bile vazgeçip tamamen nasırlaşan avuçlar kanıyor artık ince ince..Boğazlarda düğümlenen sancı sigaraya bile yol vermiyor , gözyaşlarımız içimize bile akmıyor artık.
Adına Umut demişiz bir kere , hakkını vermemek olmaz.. Elbet çıkacağız yıkıntıların arasından koşacağız yine güneşe.Yan yana , yana yakıla koşacağız , birbirimizle bile kavgalanıp yarınlara koşacağız , kaldıramayıp yol alanlarda olacak , bizden bi bok olmaz diyip traşa bağlayanlarda ; kimbilir..
Ufka dikip gözleri diplenen bir şişe , bazı bazı bir dumanın griliği , çokça yürünen yollar , vapurda son sigara keyfi , bestenin sonuna uydurulamayan bir kafiye , iki rengi bile bu kadar çok sevebilmişken yalnız geçirilen onca gece, tek düşmanının mekanında , tribününe çöken sessizliği yıkmak için skordan-durumdan- sonuctan bağımsızcana 85 de çakılan bir 'Cimbom' nidasının ardına çakılan bir kaç meşale , gerçekleştirilemeyen nice hayalleriz yine..Topumuzun üçte ikisi çizgiyi gene geçmesede her ender atakta heyecanlanmaya devam ederiz..

gönlün derdinde ,
yerlerin dibinde ,
Yar'in Peşinde !

1 Aralık 2007 Cumartesi

Sen de Başını Alıp Gitme Ne Olur...


Ne adının geçtiği onlarca tartışmada tarafız herhangi bir iddaa sahibine ne de sessiz kalanız. Karmakarışık bakıyoruz işaret ettiğin yerden dünyaya. Geriye koşmadan her topa ilerde basabilmek zaten asıl mesele hayatta. Yanlar amerikan, ense tarafı havada saçlarını canlandırıp gözümüzde sesimizi yükseltiyoruz taa ufuklara..

Cimbombom Sesleri Çınlatır Tribünleri ,
Şampiyonluk En Büyük Hedefi..
Tribünde Taraftarla ,
Arif Hakan Tugayla ,
Yürüyoruz Şampiyonluklara...

28 Kasım 2007 Çarşamba

Haftanın Sonu

1 Aralık Ctesi - 12:30 Galatasaray - Beylikdüzü
@ Burhan Felek Spor Salonu
2 takımda ligde namağlup , maçın ortasında sormayın evet 2.lig te oynuyoruz..
2 Aralık Pazar 15:30 Galatasaray- İ.B.B
@ Sami Yen
Teknik taktik bilmemne hak getire , khalkedon öncesi galibiyet şart..Uzunca bir aradan sonra gündüz maçı.Sabahlamak lazım.
2 Aralık Pazar 18:30 Galatasaray - Edremit
@ Aydan Siyavuş S.S. ( Maslak )
Migros maçındaki 2 kişilik tribünün ardından kendi sahamızda(!) bakalım yeni bir rekora mı imza atacağız.
Hayatımız Galatasaray !

25 Kasım 2007 Pazar

Neyleyim Cebimde Olmayan Parayı...


Parasızlık dedi ki:

"En yıkıcı olan benim, kapana sıkışmış fındık sıçanına çeviririm insanı. lokanta vitrinleri, giysi dükkanları,elektronik aygıt satıcıları, araba galerileri, gezi acentaları, mobilyacılar, lüks oteller, villalar, bakımlı bahçeler, gece kulüpleri, büyük mağazalar, balıkçı tablaları, renk renk meyvalarla donatılmış manavlar, içki dolu raflarıyla tütünlük pastırmaların, füme dillerin, açık pembe lakerdaların, yumuşak jambonların kesilip kıyıldığı tezgahlar, hem sürekli gözlerinin önünde, hem de sürekli kese menzilinin dışındadır.

Stad kapılarında rezil olur, deplase yolunda içtiğin süzme mercimeği terkedemez, ayak üstü rastlayıverdiğin eski bir dostunu hiçbir yere davet edemez, kendine yeni bir gömlek alamaz, veresiye hesaplarını bir türlü kapatamaz, ev kirasının karabasınından ne ay sonlarında, ne de ay başlarında yüreğini kurtaramaz, sevdiğinle boğaz kıyısında başbaşa bir bira içmeye bile gidemezsin.

En yıkıcı olan benim, insanların çoğu benim ateşli çemberlerimin içinde doğar ve yana kavrula, ateşli çemberlerimin içinde kaybolurlar.

Hiçbir şey benim kadar kahredici değildir."

Neyleyim Cebimde Olmayan Parayı...


Parasızlık dedi ki:

"En yıkıcı olan benim, kapana sıkışmış fındık sıçanına çeviririm insanı. lokanta vitrinleri, giysi dükkanları,elektronik aygıt satıcıları, araba galerileri, gezi acentaları, mobilyacılar, lüks oteller, villalar, bakımlı bahçeler, gece kulüpleri, büyük mağazalar, balıkçı tablaları, renk renk meyvalarla donatılmış manavlar, içki dolu raflarıyla tütünlük pastırmaların, füme dillerin, açık pembe lakerdaların, yumuşak jambonların kesilip kıyıldığı tezgahlar, hem sürekli gözlerinin önünde, hem de sürekli kese menzilinin dışındadır.

Stad kapılarında rezil olur, deplase yolunda içtiğin süzme mercimeği terkedemez, ayak üstü rastlayıverdiğin eski bir dostunu hiçbir yere davet edemez, kendine yeni bir gömlek alamaz, veresiye hesaplarını bir türlü kapatamaz, ev kirasının karabasınından ne ay sonlarında, ne de ay başlarında yüreğini kurtaramaz, sevdiğinle boğaz kıyısında başbaşa bir bira içmeye bile gidemezsin.

En yıkıcı olan benim, insanların çoğu benim ateşli çemberlerimin içinde doğar ve yana kavrula, ateşli çemberlerimin içinde kaybolurlar.

Hiçbir şey benim kadar kahredici değildir."

23 Kasım 2007 Cuma

Kimim Varki Senden Başka


UPS 0 - Galatasaray 3 @ Z.burnu UPS Spor Salonu

Migros 77 - Galatasaray 115 @ Caferağa Spor Salonu

Kasım 25 Trabzon ' peşinde nüfüsu azlığından , Günebakan Meyhanesi .. '


Senin İçin bu Hayat Yaşamaya Değer
Kalbimiz Durunca Bir Gün
Sadece Senden Ayrılmak Üzer




# 10 ışıl


22 Kasım 2007 Perşembe

Sporun Beşiği


ULEB Cup Galatasaray: 75 - Spirou Charleroi: 83
FIBA Euro Cup Galatasaray: 65 - BSC Dnipro: 53


Bir yandan milli maç telaşı diğer yanda o salona gidilmez ulan hezeyanları..Gerek sezon başı hazırlık dönemi gerekse yıl boyu bazı şeyleri yazıp çizmek için , olur olmaz her yapılana bok atmadan önce ve öncelikle salona geleceksin.. Yada bırakılmalısınız kendi evriminize ve sanal sevdalarınıza devam etmelisiniz..

Yükseliyor Sesimiz Taa Ufuklara Kadar
Şampiyonluk Bekliyoruz Şanlı Galatasaray !
Salonları bok eden bir futbol seyircisi

19 Kasım 2007 Pazartesi

Kolay mı Siyavuş'ta Aslan Cimbom'u Yenmek..


Sarı Kırmızı bir salon..Branş belirtmeden ' maç var ' denince belli olan bir adres..uzak günler mi bize acaba?Yaklaşık iki üç senedir oynadığımız Ahmet Cömert'ten sonra 2.Olimpiyat vakası gibi bir şey Ayhan Şahenk'teki maçlar..Her seferinde trafik keşmekeşi , ulaşım zorluğu vs...Evinde oturup şikayet edenler içindi bu kısım..
Salondaki yalnız kalmışlığımız , sahiplene-meyişimiz tribünlerdeki o yeşillik ve Darüşşafaka yazıları..Yeşilli sarılı pembeli koltuklar , reklam panoları , saha kenarında üst çatıdaki yazılar , bomboş tribunler ve malesef yöneticilierimiz için bile ' kendi kendine hoplayıp zıplayan ' bir avuç insan..Yine de elden gelenin hepsi yapılmalı , bu salonda Galatasaraylılaştırılmalı..Maçtan önce yetiştirilemediğinden devre arasında apar topar kafe kıravn yazılarını pota altlarına yapıştırmak nede kolaymış , saha kenarında eşşek kadar darüşşafaka yazısına da düşünse ya birileri...yada bırakın düşünenler yapabilsin bir şeyler..Tabi önce söylediklerimizi kavrayabilmeleri gerekiyor.Yayıldığın o koltukta gayet rahatsın , karşı ' dan gayet belli oluyor..Geçen sene hakaretler yağdırdığın bayan basket takımını nede güzel alkışlıyorsun ayakta..Samimiyetsizliğin de belli oluyor karşı taraftan haberin ola..Yarılan avuçlarımız yırtılan boğazlarımızla kazandırdığımız girona maçını da sevgili başkanına hediye eylemişsin , hayırlı olsun . Galatasaray Biz'iz , tribünlerinde terler akıtan , soğuğunda titreyip genede sönmeyen bizleriz..Galatasaray'dan en ufak bir çıkarı olan , onun üzerinden prim yapmaya çalışan herkesin allah belasını versin.
RUHUN ŞAD OLSUN AYDAN SİYAVUŞ..
* Elleriniz dert görmeye YLDZ TEK! delileri..

13 Kasım 2007 Salı

Daha Çok Gençken..

Hayatımızı ömrümüzü yedi bitirdi şu sınavlar. yıllardır okuyoruz ama hala bir bok olamadık. acaba hiç mi bulaşmasaydık şu üniversite işlerine. vize dönemine gelmiş bulunuyoruz. bütün öğrenci arkadaşlara şimdiden kolay gelsin. kopyalar hazırlansın, sınav saatine göre saatler kurulsun. sınıfın en çalışkan kızlarından notları toplayalım, sınavda arkalarına oturalım. günübirlik değil sınavdan bir gece önce çalışılmaya başlayalım kopya çekerken asistanlarla göz göze gelmekten kaçınalım diyoruz.

Hayat bir sınav
Tek galibi GALATASARAY

Daha Çok Gençken..

Hayatımızı ömrümüzü yedi bitirdi şu sınavlar. yıllardır okuyoruz ama hala bir bok olamadık. acaba hiç mi bulaşmasaydık şu üniversite işlerine. vize dönemine gelmiş bulunuyoruz. bütün öğrenci arkadaşlara şimdiden kolay gelsin. kopyalar hazırlansın, sınav saatine göre saatler kurulsun. sınıfın en çalışkan kızlarından notları toplayalım, sınavda arkalarına oturalım. günübirlik değil sınavdan bir gece önce çalışılmaya başlayalım kopya çekerken asistanlarla göz göze gelmekten kaçınalım diyoruz.

Hayat bir sınav
Tek galibi GALATASARAY

10 Kasım 2007 Cumartesi

Saldırın Durmadan..


Boyama şekli şemali yeri zamanı malzemesi ile hayatımızın en zor, ortaya çıkanı ile en kötü pankartıydı. Sonrasında gelen onca laf da cabası. Salladığın yumruk kalbimize değmiş olsada silemedik seni kaptan. Hafta sonu karşımıza 3.farklı takımın teknik direktörü olarak çıkacaksın. Elbet geleceğiz.. Gözyaşı içinde, haykıra haykıra. Yana yakıla geleceğiz elbet. Belki tribününde Mabed'in, belki de otoparkın üst kat locasında sessiz ve kederli olacağız, bilinmez. Ama yüreklerimiz senle çarpmaya devam edecek. Sahadaki Galatasaray formaları ıslanmıyor artık kaptan. Döktüğümüz gözyaşı ondandır.
Yüreğim Mahkum Ben Sana Hala Vurgun
Dolmadı Daha Gönül Borcum..

9 Kasım 2007 Cuma

Beste , Güfte , Köfte..

Maç biter..


Bitmeden de tribünü terkedenleri görürsün. Ufaktan evlerinin yolunu tutarlar. 55 liralık açık tribün biletine mi küfretmektedir yoksa geldim deşarj oldum gidiyorum tribindemidir bilinmez. Bundan sonraki durağı düşünmediği kesin. Maç biter. Diğer kalabalıklar da ufaktan yol alırlar. Kalakalan yine sensindir. Evet bu ilk yenilgin değildir ne hayatta ne statta. Ama bu bi başka koyar sebepsizce ve sessizce. Maç biter. Kalabalıklar Mecidiyeköy sokaklarını terketmiştir artık. Üşürsün. Yağmur hala hafiften üzerine inmeye devam etmekte. Boğazında üç günde 3 tribün tahrişi, avuçlarında alkış yaraları. Kanar. Neyse ki yağmur var. Ağlayasın gelir. Hıçkıra hıçkıra bağırasın gelir. Adnan'a, Başkan'a, Sabriyi ıslıklayana, maç bitmeden stattan çıkana. Maç biter. Yine Sokak'tasındır. Hemcins sorunlular ufaktan görülür ufukta. Gün sabahın köründe orada başlar, maçtan sonra da orada biter. Sebepsiz. Biralar açılır, yağmur hala yağmakta. Sızlayan yürek sayısı yedi sekizken, cümle kuran sıfırdır. Bir kısım yol alır. Yalnızsın. Sokaklar bomboş. Karşıdan poşetli bir adam görünür, başında beresi, burnunda bandı, boynunda atkısı yol almakta. Muhtemelen hayatındaki onca sorundan birini düşünmekte belkide içinden dökülen yeni bir haykırışın kafiye arayışında. Bilinmez. Çünkü sessiz o. Haykıra haykıra susar o. Selam verip geçesi gelir ama geçilmez. Gençliğini görür kimbilir o kaldırımda. 14 sene beklenen şampiyonluk özlemini görür, damar oğlu damar zamanları canlanır gözünde tribünün. Dayanamaz başlar anlatmaya. Öyle şeyleri hatırlar ve döker ki ortaya üşümeye utanırsın. Nefeslerin tükendiği yerdir. Spor sergi der, kapalı kuyruğu der, paralı tuvalet der, beste güfte der, ardından tezgahı kapatan Adem abi görünür. Selam verip geçmek ister ama geçemez. Artık hiç üşeyemezsin. Titreyen bacağını deydirmek istemezsin yanındakine, anlamasın diye. Utanırsın, kendınden utanırsın. Sevdam dediğine parasını verip(!) koşamadığın için. İletişim problemleri olabilir, algılamada dahi sorun olabilir. İlla ki gereksiz bir sorun takılmıştır kafama unutmuşumdur bir yerde kendimi, acılarda birikmiş ya kumbaramda ömrümün, zaman terk ederken, sen yine elvedalarda kendi saatlerinin saniyelerine gömülmüşsün. Kör olmakta zor mesele, görmezsin, ne zaman gördün ki? Hayat garip bütün otu boku ona yükle, hayallerini kafanda yarat içine illa ki sıçacak biri bulunur. Silerler kapasiteni, işerler beyninin hücrelerine alış artık, sindirir sistem seni bir yerlerde pörsümüş şekilde dışkılarlar, kalırsın kanalizasyon boşluklarında, tecavüz ederler duygularına tek tek işlerler nakış gibi, vücudun delik deşik, sen hala boşluğa şiddette. Kanar ruhunun her köşesi, yalnızlığa küfret sen hala. Akıtırlar kin ve nefret öfkelerini, başım olmuş zindan. Çıkamam duygu ve düşüncelerden kafalarda trilyon sorular var. Kaç işte gel gidelim demiştim sana yıllar önce, hesaplaşmıştım kendimin nefessiz sokaklarında, ışıkları olmayan karanlık sokaklarda yatıyorum yerde, düşürdüler tek kurşunla, kanayan ruhuna inat savaşıyorsun ya hala, tek kişisin, hayata karşı. Kimler satmadı ki seni? Kimler yalnız bırakmadı ki? En sevdiklerin en olmadık zamanlarda çıkıp gelip sokmadılar mı hayallerine? Kustun da ne yazdı kinini? Kirlendin yıllar boyu, temizliği bile çalmadılar mı senden? Çırılçıplaksın hala, ahlak duygu gibi metafizik kavramlarla yaşıyorsun somut tek bir dayanağın yok. Kapasan gözlerini karanlık bile terk eder seni. Göt gibi kalırsın kalabalıklar ortasında, yapayalnız. Sen hala küfür et yalnızlıklara. Hayat denen zalim savaşta, imansızlara denk geldin. En sevdiklerin bıraktıkları son not kahpelikti. Gözlerinin içine baka baka milyonlar yalan söyledi. Kulakların gerçeğe alışık değil tek doğru cümleleri yok, gerçeği hep kendi kendine söyledin, duyduğunda kulakların doğruları kanadı aptallığına. Organize işler bunlar, çocukluğundan kalma birikintilerde yüzmekti hayattan arta kalanlar. Haykırdın ruhunu beden uyuşamadı nefessiz hayata. Gözlerin kördü hep, hep bir ezgi takip eder seni, bir gün terk edeceği gibi ruhun bile seni, sen hala savaşıyorsun boş arenasında sana ayrılan parçanın. Özgürlük istersin sen kendine mahpussun. Neyi açıklayayım hangi cümlemi doğrulayayım. Noktalasam hayatımı, silinir gider mi izleri bedenimden kirlenmişliklerin. Anlattın birer birer kimse duymadı, hap verip götüne tıkadılar fitilleri, akan kanları durduracak tek bir peçeten dahi olmadı. Tacizler sürdü yüzyıllar boyu, sen hala otobüs camlarında kaybolan şehrin ışıklarında soru işaretleriyle dolu ömründe yolculukta, kayboluşa doğru gidensin. Son durakta ruhunu azrailden önce gömensin. Ne iyi ne kötü nasıl dünya? Hangisi yaşanmış hangisi susturulmuş. Hiç kimse duymamış. Konuşan yok, herkesin gözleri kapalı yürüyor bomboş sokaklarda, Hangi duygularını sana pazarladı sermaye sahipleri, aşk diye ahlaksızlık sürüldü, görmezden gelen insanlara neyi anlatabileceğini düşündün yıllar boyu… Herkes aynıydı da sen mi farktın. Dünyadan kendini çıkar, ölümle topla sevişmelerini, gözyaşlarını böl nefes alışlarına çıkan sonuçta bir eksiksin sen işte. Gözünü kapat ve dinle, duyma bu sesleri, koku rahatsız etmesin seni? Sen misafirsin gidip gelecek olan sürekli. Kuralları mı vardı yaşamların, herkes çelişirken birbirleriyle sen hala doğruların mücadelesinde? Asansörler çıkarken yürüyen oldun merdivende. Basamaklar bile anlamazken seni, sen soluk soluğa. Avladılar işte yemine takıldın kanca kalbinde. Öyle tabiri bir yerdeyim ki, üşüyorsun kendinin suskunluğuna. Anlam arama artık hayat denen kendinde. Sen buraların çocuğu değilsin! Sen hala nefes aldığını sanarak günlerini geçirensin. Kaybedilen her savaştan sonra kazanmaya doğru yol almaya çalışıp hep düşensin, kaldıranı olmayan. Rüzgârlar esse ruhunun en ücra köşelerine yine de temizlenemeyeceksin. Yağmurlar ıslatmaz duygularını, kanın bile buharlaşıyor gittikçe, kurumaya yüz tutmuş hayallerinde. Suskunsun zaten unuttun konuşmayı gitti. Bırak artık bu saçma sapan hikâyeleri. Gerçeğine dön evrimin ilk günlerine.
Gideceksin işte bir gün, alıp ruhunu bedeninle gideceksin. Tek şarkıyı dinleyeceksin ömrünün sonuna kadar, aynı yüzü düşleyecek ve transa geçeceksin, sevişme seanslarında. Allahın bile var olmadığı bir yerde yapayalnız kalacaksın. Susacak ve gömeceksin toprağa kendini, sikeceksin herkesin hayallerini, analarına söveceksin bir bir kahpe dostların, bütün orospuçocuklarını vuracaksın kalplerinden, bileklerini keseceksin kanayacak her güne her kişiye gözlerine dolacak o kan, nefret okunacak yüzünden. Susmayacak ve haykıracaksın ölene kadar bağıracaksın… Daha dur umut daha dur umutsuzlukları olacaksın. Dünyalarına tecavüz edeceksin, sokacaksın, sevdiklerine. Kan alacaksın bir bir, en umutsuz hücrelerinden akıtacaksın odanın duvarlarına, bedenlerine değil ruhlarına işkence çektireceksin, koparacaksın parmaklarının dokunmuşluklarını alacaksın...
İsyanın Adı Umut
Ve Umut Koyduk Galatasaray Senin Adını..

8 Kasım 2007 Perşembe

Tam 10 Yıl Oldu..

Galatasaray Basketbol Takımı bir Avrupa kupası maçına çıkmayalı..
Ayhan Şahenk denen ruhu az ulaşımı zor salonda bir avuç sevdalı..Rakip geçen senenin bu kupadaki Avrupa finalisti İspanyol Girona..Maçtan evvel sağda solda konuşulan 100 olur , bu takım bunu beceremez nidaları muhtemelen kapak olmuştur hem kuş beyinlilere hemde tatlı su Galatasaraylılarına..Sonuç olarak " top rakipte haydi ıslık gençlerrr " ve " Oooo saldır galatasarayyyy " arasında geçirmeye çalıştığımız maç, son saniyesinde hangi sevdadan galip çıktık ki zaten yakarışına varmak üzereyken kaçırdıkları o son üçlük sayesinde on beş kişi ile alınan bir galibiyete dönüştü..
Genel itibariyle şikayet ederiz ya hani , oyuncuların tribüne uzak olmaları , bir selamı eksik etmelerinden.. Maç bittiğinde yumruklarını sıkıp tribünü işaret etmeleri çok şey ifade ediyordu basketbol tribünümüz için..Nicelik değil nitelik diyip susalım..Ve sözü Denizli de alışık olduğumuz üzere maç sonu kutlamaları için ışık aç kapacılara bırakalım..
Her zaman güzel şeyler hayal ettik biz senin için ,
öyle kapladın ki içimizi sensiz hayal bile kuramaz olduk.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Bir Kaç İyi Adam..


Bir kaç peşinde startı bu kez erken veriyor..Çalgılı Meyhane özlemiyle kavrulan bedenler Nevizade'de soluklanıp Ayhan Şahenk'in yolunu tutacak ve dün bir avuç insanla alınan güzel uleb cup galibiyetinin yanına bir tane daha eklettirmek için gırtlak yırtacak..
seer ( Evet , o artık okula gidip derse giriyor , direk geçecek)
voda ( Ofisinde raporları , eksperleriyle boğuşmakta,geç kalır)
ultras! ( Kenyadan çıktı geldi, "hala mı yağmur" şikayetinde )
maje ( Bugün çarşamba tabikii evde )
Saatler kurulur , Önce gelen rakıyı söyler..

4 Kasım 2007 Pazar

#67

Çok değil, 2 ay kadar önce ligin ilk haftaları filandı sanırsam. florya'da bir paf maçı öncesi pankarta ip almak için market önünde durmuştuk. aslında seni gördüm marketin içinde, maje'ye dur ip alalım şu marketten dedim. markete girer girmez yanına gelip abi napıyosun ya dediğimde hiçbişey yapmıyorum, teklifleri değerlendiremedik demiştin. bursayı sorduğumda, onlar dönek çıktı demiştin. geçen sene dolmabahçe deplasmanı öncesi floryada tatlı servisi yapılırken size, ben yine direk senin yanına gelmiştim başka hiçbirine bakmadan. bizim formayı çok yakıştırıyordum sana, hepsinden önce büyük saygım vardı o sessiz sakin duruşuna. bu akşam antep maçını izlerken seni gördüğümde içim bir garip oldu. başarılar ergün penbe. ben senden öğrendim hayata ortalar yapmayı.

" Futbola Kilimlispor'da başladı. 1992-1994 yılları arasında Gençlerbirliğinde oynayan Ergün Penbe 1994'te Galatasaray'a transfer olmuştur. Sol bek mevki ve orta sahanın, solunda görev yapan oyuncu ince fiziği ve yüksek tekniği ile Galatasaray'da uzun yıllar görev yapmıştır. Lakabı Kemik'tir.
2000 yılındaki UEFA Kupası finalinde Arsenal'e karşı kullandığı ve gole çevirdiği penaltı takımının kupayı kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Soğukkanlılığı ve efendiliği ile futbol dünyasında ender futbolculardan biridir. Kariyerinde sadece 1 kez kırmızı kart görmüştür; o da 1996 yılında Trabzonspor maçında 2 sarı karttan dolayı verilmiştir. En son Galatasaray'dan bedelsiz olarak sözleşmesi bittiği ve yenilenmediği için ayrılmıştır. Kimseye dargın olmadığını söylese de yıllardır hizmet ettiği kulübünden böylesine ayrılmak Ergün'ü üzmüştür. Ergün Penbe Gaziantepspor'da futbol hayatına devam etmektedir.. "

#67

Çok değil, 2 ay kadar önce ligin ilk haftaları filandı sanırsam. florya'da bir paf maçı öncesi pankarta ip almak için market önünde durmuştuk. aslında seni gördüm marketin içinde, maje'ye dur ip alalım şu marketten dedim. markete girer girmez yanına gelip abi napıyosun ya dediğimde hiçbişey yapmıyorum, teklifleri değerlendiremedik demiştin. bursayı sorduğumda, onlar dönek çıktı demiştin. geçen sene dolmabahçe deplasmanı öncesi floryada tatlı servisi yapılırken size, ben yine direk senin yanına gelmiştim başka hiçbirine bakmadan. bizim formayı çok yakıştırıyordum sana, hepsinden önce büyük saygım vardı o sessiz sakin duruşuna. bu akşam antep maçını izlerken seni gördüğümde içim bir garip oldu. başarılar ergün penbe. ben senden öğrendim hayata ortalar yapmayı.

" Futbola Kilimlispor'da başladı. 1992-1994 yılları arasında Gençlerbirliğinde oynayan Ergün Penbe 1994'te Galatasaray'a transfer olmuştur. Sol bek mevki ve orta sahanın, solunda görev yapan oyuncu ince fiziği ve yüksek tekniği ile Galatasaray'da uzun yıllar görev yapmıştır. Lakabı Kemik'tir.
2000 yılındaki UEFA Kupası finalinde Arsenal'e karşı kullandığı ve gole çevirdiği penaltı takımının kupayı kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Soğukkanlılığı ve efendiliği ile futbol dünyasında ender futbolculardan biridir. Kariyerinde sadece 1 kez kırmızı kart görmüştür; o da 1996 yılında Trabzonspor maçında 2 sarı karttan dolayı verilmiştir. En son Galatasaray'dan bedelsiz olarak sözleşmesi bittiği ve yenilenmediği için ayrılmıştır. Kimseye dargın olmadığını söylese de yıllardır hizmet ettiği kulübünden böylesine ayrılmak Ergün'ü üzmüştür. Ergün Penbe Gaziantepspor'da futbol hayatına devam etmektedir.. "

3 Kasım 2007 Cumartesi

Okyanus aşırı...


L- Futbol abi futbol
A- Futbol?
L- Evet futbol.
A- Soccer o!
L- Hee dogru ya sakır sakır. Ama ayaklarla oynaniyor, hani ayak-foot... Ingilizler futbol diyor hem, hani su ingilizceye adini verenler...
A- Biz cins ulkeyiz, herseyimiz farkli...

Futbol'a soccer denen ulkede, devamli futbol diyerek yanilgiya dusmek...
Yerel ligleri izlerken kadin-erkek karisik takimlari gormek...
Bir Cinli'nin, Taylandli'nin, Meksikali'nin, Arjantinli'nin seni bilmesi...

Okyanus aşırı...


L- Futbol abi futbol
A- Futbol?
L- Evet futbol.
A- Soccer o!
L- Hee dogru ya sakır sakır. Ama ayaklarla oynaniyor, hani ayak-foot... Ingilizler futbol diyor hem, hani su ingilizceye adini verenler...
A- Biz cins ulkeyiz, herseyimiz farkli...

Futbol'a soccer denen ulkede, devamli futbol diyerek yanilgiya dusmek...
Yerel ligleri izlerken kadin-erkek karisik takimlari gormek...
Bir Cinli'nin, Taylandli'nin, Meksikali'nin, Arjantinli'nin seni bilmesi...

2 Kasım 2007 Cuma

Sadece Orada Olmaktan Mutlu Olanların Olduğu Yer..


Seer zararlısı sayesınde tanışıp kaynaştığımız evimiz & sığınamız & deplase öncesi durağımız eloy..
Andaç abi bazen elindeki tam tamla sen sarıyla kırmızı yapar , bazende sonu gelmeyen Edirne günlerinin hatrını sorar..
Cebinde ne kadar paran varsa o gün hesap o kadar gelmiştir..
Eldeki megafonu bile kullansan bira söylemekte , yanıt değişmez ve kalkar biranı doldurursun.
Alt kat bizi pek açmaz.Ve genelde sadece patron burdamı sorgusalı için yaklasık 45 saniye sürer birlikteliğimiz.Bu sürede içerdeki 454545 tane siyah tişörtlü insanın , kapıdan giren sarı-kırmızı doğal derili insana kafa çevirip bakma huyuna yeterlidir..
Denizli maçı Andaç Abiyi boşladığımızı gösteriyor..Baksana can sıkıntısı doruklarda..
Eloyyyy eloyyy eloyyy eloyyyyy şampiyon cimbombom..

Endüstriyelleştiremeyeceklerinizdeniz..

Tribüncü böyle giyinir hede hödösüyle çeşitli ürünler çizen & yapan & satan bir oluşum MU.
Şimdilerde umbroyla bir anlaşma , bir evlilik , bir kamusal hizmetçilik oynamaya başlamış..

5 liralık çakma atkımızı dahada sıkı sarıp , rengarenk polarların kapşonunu hiç açmama zamanıdır gayrı.


1 Kasım 2007 Perşembe

kasım....kasvetli ayrılıkların saklandığı ıssız mahzen

"her gun bir umutla aciyorum perdemi ve ayni umutla bunun olmasini bekliyorum. kuslar icin uzulsem de, bencilligim kendini gosteriyor. kari bekliyorum.."

bakarsin postalar yolda kalir kimse kimseden haber alamaz. guvercinler ac kalir. acliktan belki olurler. postacilar erkenden cikmaz evlerinden. bir iki gun evde karilariyla varsa ikide cocuguyla gecirirler kasimi. kasim olmek icin kotu mevsimdir. cenazene bile usenir insan evladi, gelmez. karin yarim karisi bile usutur. imam hizli kilar cenaze namazini. cemaat birbirine surtunur, seni yollarken bile bir acelelik sezilir. kar topragi beklemez gomduklerinde bedeni. senden once doldurur cukuru. topragi ite ite.. zaten usumus cesedi iyiden iyiye usutur. belkide cehennem atesini almaya calisir daha sen bitmeden. veya bu dunyaya lanet etmen icin bir vesile olur belkide gitmeden cennete..



oyle veya boyle kasim hasimdir senin icin. bir dert arkadasi bir dus ortagi..

kasım....kasvetli ayrılıkların saklandığı ıssız mahzen

"her gun bir umutla aciyorum perdemi ve ayni umutla bunun olmasini bekliyorum. kuslar icin uzulsem de, bencilligim kendini gosteriyor. kari bekliyorum.."

bakarsin postalar yolda kalir kimse kimseden haber alamaz. guvercinler ac kalir. acliktan belki olurler. postacilar erkenden cikmaz evlerinden. bir iki gun evde karilariyla varsa ikide cocuguyla gecirirler kasimi. kasim olmek icin kotu mevsimdir. cenazene bile usenir insan evladi, gelmez. karin yarim karisi bile usutur. imam hizli kilar cenaze namazini. cemaat birbirine surtunur, seni yollarken bile bir acelelik sezilir. kar topragi beklemez gomduklerinde bedeni. senden once doldurur cukuru. topragi ite ite.. zaten usumus cesedi iyiden iyiye usutur. belkide cehennem atesini almaya calisir daha sen bitmeden. veya bu dunyaya lanet etmen icin bir vesile olur belkide gitmeden cennete..



oyle veya boyle kasim hasimdir senin icin. bir dert arkadasi bir dus ortagi..

gece nöbeti

daha az seviyorum seni..
giderek daha az..
unutur gibi seviyorum..
azala azala..
aramızdaki uzaklığın karanlığında..

geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
daha az seviyorum seni..
kendini iyileştiren bir yara gibi..
daha az..
ve zamanla..

sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
uzak dağ kışlalarında..
görmüyoruz birbirimizi..
usul usul sis iniyor..
kopmuş yollara..
işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..

gece nöbeti

daha az seviyorum seni..
giderek daha az..
unutur gibi seviyorum..
azala azala..
aramızdaki uzaklığın karanlığında..

geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
daha az seviyorum seni..
kendini iyileştiren bir yara gibi..
daha az..
ve zamanla..

sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
uzak dağ kışlalarında..
görmüyoruz birbirimizi..
usul usul sis iniyor..
kopmuş yollara..
işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..

31 Ekim 2007 Çarşamba

Haftanın Sonu..


Bünyelerde uzunca zamandır eksikliği sözkonusuydu rakip tribünlü basket maçlarının. Son diyebileceğim Abdi İpekçi'de azınlıkta kaldığımız bir Beşiktaş maçı var hafızamda kalan. Ardından voleybol maçları oldu sıkça ancak Burhan Felek'in rezil ötesi mimarisi sebebiyle tad bırakmadı bende. Cumartesi günü Ayhan Şahenk'te salkım saçak tribünle galibiyete ulaşmak ümidiyle.

onunla doluyum hep...ne zaman kalemi alsam elime,ne yaparsam yapayım ona dönüyor cümleler....varsa yoksa "o"...bir oturuşta bir harf üzerine bu kadar yazı nasıl yazılır onu da anlamıyorum
neden o?koskaca bi adamın hapisolduğu küçücük yuvarlak....

o senden uzaktadır hep..ya evde yoktur ya da telefonlarına cevap vermez..o bazen aglatır bazen güldürür..o verdigi sözleri tutmaz bekletir seni gecenin yarısında gecenin karanlıgında..o giderken hep kendini götürür seni almaz yanına..o na hiç bi zaman sen diyemezsin..çünkü o hiç bi zaman yanında olmaz.. o çıglıkların yosun tuttugu çılgın gecelerde onlarla dolanırken sen sadece o şimdi ne yapıyor acaba demekle yetinirsin..ona soramazsında dün gece nerdeydin diye..çünkü onu bu sabahta görememişsindir...keşke o da sadece kalın,yuvarlak bi geniş ünlü olsaydı...
o, sadece 3. tekil şahıs ya da alfabenin 18. harfi değildir...

o, aynı zamanda, o seni düşünmese bile sabah akşam düşündüğün, sırf senin hissettiklerini hissetmiyor diye, düşüncelerinde bile "sen" diye hitap edemediğinden, "o" diye hitap ettiğindir...

o, o'nsuz geçen sohbetlerde, o'ndan bahsedilirken, aklın o anda muhabbeti dinlemek yerine konuyla alakasız bir şekilde o'nda bile olsa, birden düşüncelerinden sıyrılıp kulak kabartmana sebep olan ve muhabbete karışıp dostlara o'ndan bahsederken her "o" dediğinde sesini çatlatan, o'nun yüzünü hayal edip heyecandan seni tir tir titretendir...

o, o'ndan bahsederken boğazındaki düğümdür.

o, yatakta o'nsuz bir türlü geçmek bilmeyen gece ve uykuyla boğuşurken, yorganını bacaklarının arasına alıp, yastığına sımsıkı "o" niyetine sarılmana sebep olandır...
günün birinde hayatın tam ortasına koyulup, bir daha da çıkartılamayandır. kendisi gitse de izi kalır. başkalarını koymaya çalışırsınız o yere ama olmaz. hep eğreti dururlar. cezalandırırsınız eğreti duranları. hiç olmadığınız kadar hırçın, olmadığınız kadar kaprisli davranır, hiç olmadığınız kadar kötü olursunuz. itersiniz hepsini hayatınızın taa dışına. onu soranlara "unuttum" dersiniz son derece kendine güvenen bir sesle.. geceleri yorganın altında hıçkıra hıçkıra ağlamanızın tek nedenidir o.. bu denli acıttığı halde en sevdiğiniz şeydir hayatta. tek kızamadığınızdır.
alfabenin 18.harfini artık sadece bir sahsa adanmıstır. o dediginizde artık kimse kim sorusunu sormaz, birtanedir zaten, biriciktir. tum duyguları yasamınıza tasımıstır o zamana kadar bilmediginiz, hayatınıza girdigi andan itibaren. siz artık asla ondan onceki siz olamazsınız. yasamak icin artık yeni duygularınız ve alıskanlıklarınıza da ihtiyacınız vardır, yoksa eskiyle yeni arasında sıkısıp kalacagınızı dusunursunuz, artık eski siz bir yabancıdır cunku sadece. artık vazgecilmezinizdir onunuze ısık tutan, her sıfati kendi icinde barındıran. koca bir aşkı, büyük bir dostlugu, bir bebege duyulan sefkati bir harflik kısacık kelimede toplayandır. onunla yeniden dogdugunuzu hissettiren ve ölene dek elini omzunuzda hissetmek istediginiz yegane insandır.

30 Ekim 2007 Salı

Kaybetmeye dair...

Kaybediyoruz evet bugün ben yarın bi başkamız ama genelde hepimiz. İsyan ettiğimiz hayata bi yerlerden tutunma çabaları hep sonuçsuz kalıyor. Soruyorum zaman zaman da kendime aslında 'ulan biz mi bi yerde yanlış yapıyoruz?' diye. Ama cevabını bulabildim mi bilmiyorum.
Aslında biz yanlış yapmıyoruz hayatın bizi kendi kafasına göre sürüklemesine karşı çıkıyoruz o kadar. Ne sevdalarımız adam akıllı, ne okul hayatlarımız, ne de işimiz gücümüz. Bu sefer tamam ulan her şey yolunda gidiyor dediğimiz anda anlasılmaz bi sekilde yine aynı sorunsalların içine düşüyoruz.
Herşeyimizi bi kenara bırakıp senin peşinden ardın sıra yol alıyoruz. Sokakta nefes alabiliyor, haykırabiliyor, senin tribünlerinde kendimizi buluyoruz. Sanma ki hayattan yediğimiz gollerin ardından sana koşuyor rahatlama isteği duyuyoruz. Biz hayatı seninle yaşamayı değil; sendeki hayatı yaşamayı tercih ediyoruz...

Yanlızca seninle kazanıyoruz...

Kaybetmeye dair...

Kaybediyoruz evet bugün ben yarın bi başkamız ama genelde hepimiz. İsyan ettiğimiz hayata bi yerlerden tutunma çabaları hep sonuçsuz kalıyor. Soruyorum zaman zaman da kendime aslında 'ulan biz mi bi yerde yanlış yapıyoruz?' diye. Ama cevabını bulabildim mi bilmiyorum.
Aslında biz yanlış yapmıyoruz hayatın bizi kendi kafasına göre sürüklemesine karşı çıkıyoruz o kadar. Ne sevdalarımız adam akıllı, ne okul hayatlarımız, ne de işimiz gücümüz. Bu sefer tamam ulan her şey yolunda gidiyor dediğimiz anda anlasılmaz bi sekilde yine aynı sorunsalların içine düşüyoruz.
Herşeyimizi bi kenara bırakıp senin peşinden ardın sıra yol alıyoruz. Sokakta nefes alabiliyor, haykırabiliyor, senin tribünlerinde kendimizi buluyoruz. Sanma ki hayattan yediğimiz gollerin ardından sana koşuyor rahatlama isteği duyuyoruz. Biz hayatı seninle yaşamayı değil; sendeki hayatı yaşamayı tercih ediyoruz...

Yanlızca seninle kazanıyoruz...

arayışları bulamayışları ve aranışları bulunamayışları olanlar için....

elimi attığım her başlıkta...
yani tam "tamamdır, söyleyecek kelamım çok" dediğim bir konunun...
başlıyorum; sonunu getiremiyorum. ortadayken başına bakıyorum, onu da hatırlayamıyorum falan...
yazamıyorum işte.

yazsam da anlatamıyorum.

bir süre kayıbım,saklıkoymu adı,iyi gelir belki!

arayışları bulamayışları ve aranışları bulunamayışları olanlar için....

elimi attığım her başlıkta...
yani tam "tamamdır, söyleyecek kelamım çok" dediğim bir konunun...
başlıyorum; sonunu getiremiyorum. ortadayken başına bakıyorum, onu da hatırlayamıyorum falan...
yazamıyorum işte.

yazsam da anlatamıyorum.

bir süre kayıbım,saklıkoymu adı,iyi gelir belki!

29 Ekim 2007 Pazartesi

Eskiden...

küçükken annemler bi yere gidecekleri zaman beni ve ablamı komşuya bırakırlardı. hiç sevmezdim öle bırakılmayı ki muhtemelen komşularım da bu olaydan memnun olmazlardı. orda kendimi çok kötü hissederdim bir an evvel annemler gelse de eve dönsem diye düşünürdüm. çünkü biz orda yabancı kontenjanındaydık. bi köşede beklerdik komşumuzun çocukları oyuncakları ile oynarken biz bi köşede sinmiş onları seyrederdik. hep dua ederdim bir an evvel büyüyeyim de artık kendi başıma evde kalabileyim kimsenin evine gitmek zorunda kalmayayım diye..

neden mi yazdım bunları...
birden çocukluk günlerim aklıma geldi

Eskiden...

küçükken annemler bi yere gidecekleri zaman beni ve ablamı komşuya bırakırlardı. hiç sevmezdim öle bırakılmayı ki muhtemelen komşularım da bu olaydan memnun olmazlardı. orda kendimi çok kötü hissederdim bir an evvel annemler gelse de eve dönsem diye düşünürdüm. çünkü biz orda yabancı kontenjanındaydık. bi köşede beklerdik komşumuzun çocukları oyuncakları ile oynarken biz bi köşede sinmiş onları seyrederdik. hep dua ederdim bir an evvel büyüyeyim de artık kendi başıma evde kalabileyim kimsenin evine gitmek zorunda kalmayayım diye..

neden mi yazdım bunları...
birden çocukluk günlerim aklıma geldi

Her Sevdadan Geriye Kalan Sadece Galatasaray..

Maçtan evvel stadda Şebnem'in ağzından dökülen "Giden gelmiyor" habercisiydi yine avaz avaz susuşlarımızın belki de. Son düdüğün ardından galip gelinen bir sevdanın uğrunda üstümüze düşeni yapmış olmanın huzuruyla son sigaralarımızı yakıp, sözü maç sonu makarası için devrediyoruz.

dk:35 Yürüyoruz Biz Bu Yolda.. 0-1

dk:90 Saldır Saldır Cimbombom 1-2



Kulaklarımızda yakından bildiğimiz ama hiç anlayamadığımız bir dilde insanlar çatışıyor , bu deplasmandan da geriye anlatacak hiçbirşey kalmıyor..
İstanbull İstanbull..

Denizli deplasmanı ve Peri Masalında Güzel..

Cumartesi yine yoğundu iş güç.. çıkmak isteyen raporlar, yazılmayı bekleyen dosyalar.. aklımdaysa yol var. özlemişiz otobüsün camından ufka doğru bakmayı. gece yolda zaten birçok şeyi sorgulamaya yeniden baslarız düşüncesiyle hiçbişey düşünmemeye calısıp işi gücü erkenden bitirdik. majeyle bulustuktan serçesimonun lpg sıkıntısı yaşaması nedeniyle hareket noktasından fazla uzaklaşmamaya karar verip zeytinburnu sahildeki yerimizi almışız.



" İlk görüşte aşık olmuş Ay'a. Onun her gün yeni bir kimliğe bürünmesini, kılıktan kılığa girmesini hayranlıkla izlemeye başlamış. Bu aşkı içinde gün geçtikçe büyümüş, öyle büyümüş ki ateş oturmuş içine. İçin için, alev alev yanmaya başlamış. Ama Ay'ın bütün bunlardan haberi yokmuş. Bir gün dayanamayıp avaz avaz bağırmış koca gökyüzüne Güneş: -Seni seviyorum Ay! Seni seviyorum! Öyle korkmuş, öyle korkmuş ki Ay o ateşin içine düşmekten, o büyük aşkla yatmaktan hemen karanlığa gizlenivermiş. O gün bugündür saklanır olmuş Ay en sevdalısı Güneş'ten. Ondandır Güneş'le Ay'ın buluşmayışı sonsuzlukta! Ondandır gecelerin prensesi olduğu Ay'ın; binlerce minik yıldızla oynaşıp, aşktan kaçışın masalını gizler gece... her gece.. "

26 Ekim 2007 Cuma

Sen Zaten Kalirsin...


Birseyler olsun silinsin hafizam, format atilsin beynime, bu bunye bir tek seni unutamasin diyor dualar her gece be Galatasaray... Neye karsi, nicin, veya nerden nereye bu cabalar, onu benim mantigim da almiyor, baskasi icin bos is, bizim icin tutku... Sorguluyorum bazen, nesin sen diye? Aslinda cevap veremeyecek kadar cok sey geliyor akla... Donup gecmise baktigimda sadece sarinin yanindaki kirmiziyi hatirlamak icin belki de... Sahada ne yaptigini umursamiyorum, sadece senin formani orda tasiyanlar sana layik olsunlar isterim, ben ise tribunlerinde sana layik olayim... Kendimden geceyim her seferinde, ayin gibi...

Hey size diyorum! Alin hafizami, mumkunse
hatirlamayayim hic birsey, o renkler zaten kalir...

Sen Zaten Kalirsin...


Birseyler olsun silinsin hafizam, format atilsin beynime, bu bunye bir tek seni unutamasin diyor dualar her gece be Galatasaray... Neye karsi, nicin, veya nerden nereye bu cabalar, onu benim mantigim da almiyor, baskasi icin bos is, bizim icin tutku... Sorguluyorum bazen, nesin sen diye? Aslinda cevap veremeyecek kadar cok sey geliyor akla... Donup gecmise baktigimda sadece sarinin yanindaki kirmiziyi hatirlamak icin belki de... Sahada ne yaptigini umursamiyorum, sadece senin formani orda tasiyanlar sana layik olsunlar isterim, ben ise tribunlerinde sana layik olayim... Kendimden geceyim her seferinde, ayin gibi...

Hey size diyorum! Alin hafizami, mumkunse
hatirlamayayim hic birsey, o renkler zaten kalir...

Senin İçin Bu Hayat Yaşamaya Değer..



Gidiyoruz yine geri dönmemecesine. Kim olduğumuz bilinmez. Felsefik cümleler ardındaki noktalardan gülümsüyoruz , bilinçsizce yapılan yaşama vuruşlarına..Ölüme bile yaşamla giden hayatlar...

denizliye bir kiii..

24 Ekim 2007 Çarşamba

No Al Calcio Moderno


Ic Anadolu'nun daglarina da kirmizi aerosolle yazmaya calismistik bunu, eksik kalmasin diye Estadi Olìmpic'e de yazayim dedim. Gelin gorun ki pek yakismadi. Bu memlekette maca gittikce daha cok seviyorum ali sami yen'i. Kukurt kokusunu bilmeyen bi burnun bagli oldugu genizden gol sesi duymak hakça gelmiyor, ne bileyim. E ben de üzerime düseni yapiyorum.
Kusura bakmayin.

No Al Calcio Moderno


Ic Anadolu'nun daglarina da kirmizi aerosolle yazmaya calismistik bunu, eksik kalmasin diye Estadi Olìmpic'e de yazayim dedim. Gelin gorun ki pek yakismadi. Bu memlekette maca gittikce daha cok seviyorum ali sami yen'i. Kukurt kokusunu bilmeyen bi burnun bagli oldugu genizden gol sesi duymak hakça gelmiyor, ne bileyim. E ben de üzerime düseni yapiyorum.
Kusura bakmayin.

22 Ekim 2007 Pazartesi

Sen Ne Güzel Meksikalısın

Juan..
Juan Miguel..
Tribüne astığımız Meksika bayrağının sebebi olan muhterem..
Seer'ın yıllar evvel Rusya seyahatinde tanışıp ardından internet kanalıyla görüşmeye devam ettiği adam..
Meksika'dan Amerika'ya göçmüş ve resimdeki işle uğraşmaktaydı. Bir yandan da okul..
Laf olsun diye söylenen bir " Atla gel oğlum " cümlesini , bir olgusal kısırdögü döneminde ciddiye alıp tüm mal varlığını bir uçak biletine yatırıp İstanbul'a iniş yaptı. 1 seneye yakındır buralardaydı. Tayfayla tanışması esnasında olayın boyutları bilinmedğinden & dinlenmediğinden " Doğan " ismiyle çağrılan ama hiçbir çağrıya yanıt vermeyip hep meşgul çalan Juan Efendi, "Doğan niye hiç konuşmuyor lan ?" sonrası gerçek kimiğiyle arzı-ı endam etmeye başladı.
Önceleri sıfır olan tribün damarı, SamiYen günleri, onlarca amatör branş maçı ve A.gücü deplasmanı ile doruk yaptı. Yağlı boyaya eli yatkın, kavga dövüşte de her daim ön saftadır.
Belki hiçbir zaman tam anlamıyla bir cümle kuramadık birbirimize. Kurduklarımız da tüm dil kurumlarına inattı kimbilir ama -avaz avaz sustuğumuzdan belki de- sevdik ulan seni juan. Zamanla rakı içer, tavla oynar, deplasmana haber edilmeyince trip yapar bir hale gelsen de, anlamsız sms trafiklerimiz & telefon görüşmelerimiz gösterir senin de buraları ne kadar sevdiğini.
Hayat denen karmaşa onu tekrar uzaklara sürükledi.

Olur da arada aklına geliyorsak ;

Gud dey , bed dey
Bu taraftar evri ver..

21 Ekim 2007 Pazar

Amatör Aşk


Erkek Basketbol takımı yepyeni yüzlerle sezona başladı. Kaptan Burak'ın ayrılmasıyla yüzlerimiz asıldı. Sezon öncesi yurt dışındaki turnuvalarda şekli şemali oturmaya başlayan takım, nba dan gelen isimle ne yapacağını bilmez göründü Çanakkale'deki Türkiye Kupası maçlarında. Ligin start almasıyla çok daha hazır bir görüntü var. Ve ilerki günler çok daha aydınlık. Banvit - Antalya Bld. - Alpella geride kaldı, sıradaki gelsin. 18 Senelik çile bitsin bu sene...

Bayan Basketbol takımı çok yakından tanışık olduğumuz bir branş değil. Bir çok yeni isim kadroya dahil oldu. 11 senedir takımda olan, yıllarca kaptanlık yapan, küme düştüğümüzde de gemiyi terketmeyen Gülçin takımdan yollandı. Ahmet Bey'e selam olsun.

Erkek Voleybol takımımız geçen sene klasman grubunda mücadele etmek zorunda kalmış, kötü bir sezon geride kalmıştı. Yeni bir yapılanmayla yeni sezona başladılar ve bir sinerji göze çarpıyor. İstediğimiz tek şey yönetime-ona-buna suç atmadan sahada mücadelelerini vermeleri ve formalarını sonuna kadar ıslatmaları; galibiyet & kupa elbet gelir, gelmezse de keyfi bilir.
Bu klubun sahibi tribündeki taraftar olduguna gore desteği locada değil, terden sırılsıklam sana haykıran bedenlerde arayacaksın.

Bayan Voleybol takımı geçen sezon küme düştü ve bu sene 2.ligdeyiz. Geçen sezon oldukça sıkıntı yaşadık yanlarında olabılmek için. Çileyi Galatasaray için çektik, umarım geçen sezonki ruhsuzların da hepsi çekip gitmiştir. Biz hala peşindeyiz beyim.

Son satır Tekerlekli Sandalyelerinden bizi hayata bağlayan Aslan Yürekliler'e.
2.ligden namağlup 1.lige yükselen takım, 1.ligde de namağlup şampiyonluğa ulaşmıştı geçen sezon. Avrupada da kupa 2 de yarı final oynadı. 2 senede mağlup maç sayımız 1 ( yazı ile bir ).
Şampiyonluk maçı dahil tüm sezon başbaşa kaldık Ataköy'de. Muhtemelen bu sezon da böyle olacak ve bir avuç insan sizlere ortalarını yapacak tribünden.
Haykıra haykıra adam tutan Özgür'ümüzü , mücadelesini hiç bırakmayan, hata yaptıkça hırslanan Demirdağ Selim'mizi, Ahmet Abiyi, Asker Ali'mizi, Yip Yip Şuayip'imizi, maça başlamandan Jr. Tucek'i tribüne yanımıza bırakan ve maça başlayan sarı Çek'imizi ve Sedat Hoca'yı çok özledik.
Kulağımza gelen haberler ayrılan ve kiraya verilen isimlerin olduğu yönünde. Sedat Hocanın gözü ise Avrupa Kupa 1 de kupada. Önemli yabancı isimler de gelmek üzere. Netleşmeden gelen gidenle alakalı isim zikretmemek en güzeli.
Biz çok özledik sizleri ve sabırsızlıkla bekliyoruz Ahmet Cömert'i.


Koşmuyoruz Hayatta Hiç Geri
Her Topa İlerde Basıyoruz Sizin Gibi

Neyin Peşindesiniz Lan Siz ?


Sıkça sorulur. Yanıtı çoğu zaman sorulduğu yerdir. Zaten -siniz gibi bir ikinci cogul şahıs durumu yoktur. Sıkça görülebiliriz: Antep, Konya, Bursa, Ankara, Sivas, Manisa, vb. Sıkça da spor salonlarında elleri göğe yumrularız. Haftanın geri kalan akşamları bazen münferit , çoğu zaman toplu alkol ikindilerindeyiz. Bir fıçıyı kendine toprak edinmiş tuborg ile selamlaşır bazen rakı oluruz, çokça da binboğa. Okulda hocaya, işte patrona, siyasette hem iktidara hem muhalefete, özünü kaybeden herkese ve herşeye küfrederiz. 14 senelik çileyi çekmeyenlerdeniz. Ama o yılları hep özleyenleriz. Bestede kaderci, pankartta tembeliz. Tek tip giyinmeyi pek sevmez, atkıyı namus belleyeniz. SamiYen'de evcil, salonda - deplasede çok terliyiz. Tribüne ömrünü vermiş herkesi sever, şekilcilerden nefret ederiz. Sabahlamadan deplasmana gitmez, İstanbul'un her haltına boyun eğip onu delice severiz. Giden her sevgilinin ardından selam eder haykırdıkça sessizleşiriz. Hiçbir sevdadan galip gelebilmiş değiliz. İstiklal'i çokça inletip, sessiz ve kederli yürüyenlerdeniz. Hiçbir çileyi boşuna çekmez , haykırmaktan yaka silkmeyiz. Bir biz var ki bizden içeri, biz kendimizi bile bilmemekteyiz.
Umut Koyup Adını Düştük Peşine , Saldır Ulan Galatasaray !

17 Ekim 2007 Çarşamba

Peşindeyiz!

Peşindeyiz!