9 Kasım 2007 Cuma

Beste , Güfte , Köfte..

Maç biter..


Bitmeden de tribünü terkedenleri görürsün. Ufaktan evlerinin yolunu tutarlar. 55 liralık açık tribün biletine mi küfretmektedir yoksa geldim deşarj oldum gidiyorum tribindemidir bilinmez. Bundan sonraki durağı düşünmediği kesin. Maç biter. Diğer kalabalıklar da ufaktan yol alırlar. Kalakalan yine sensindir. Evet bu ilk yenilgin değildir ne hayatta ne statta. Ama bu bi başka koyar sebepsizce ve sessizce. Maç biter. Kalabalıklar Mecidiyeköy sokaklarını terketmiştir artık. Üşürsün. Yağmur hala hafiften üzerine inmeye devam etmekte. Boğazında üç günde 3 tribün tahrişi, avuçlarında alkış yaraları. Kanar. Neyse ki yağmur var. Ağlayasın gelir. Hıçkıra hıçkıra bağırasın gelir. Adnan'a, Başkan'a, Sabriyi ıslıklayana, maç bitmeden stattan çıkana. Maç biter. Yine Sokak'tasındır. Hemcins sorunlular ufaktan görülür ufukta. Gün sabahın köründe orada başlar, maçtan sonra da orada biter. Sebepsiz. Biralar açılır, yağmur hala yağmakta. Sızlayan yürek sayısı yedi sekizken, cümle kuran sıfırdır. Bir kısım yol alır. Yalnızsın. Sokaklar bomboş. Karşıdan poşetli bir adam görünür, başında beresi, burnunda bandı, boynunda atkısı yol almakta. Muhtemelen hayatındaki onca sorundan birini düşünmekte belkide içinden dökülen yeni bir haykırışın kafiye arayışında. Bilinmez. Çünkü sessiz o. Haykıra haykıra susar o. Selam verip geçesi gelir ama geçilmez. Gençliğini görür kimbilir o kaldırımda. 14 sene beklenen şampiyonluk özlemini görür, damar oğlu damar zamanları canlanır gözünde tribünün. Dayanamaz başlar anlatmaya. Öyle şeyleri hatırlar ve döker ki ortaya üşümeye utanırsın. Nefeslerin tükendiği yerdir. Spor sergi der, kapalı kuyruğu der, paralı tuvalet der, beste güfte der, ardından tezgahı kapatan Adem abi görünür. Selam verip geçmek ister ama geçemez. Artık hiç üşeyemezsin. Titreyen bacağını deydirmek istemezsin yanındakine, anlamasın diye. Utanırsın, kendınden utanırsın. Sevdam dediğine parasını verip(!) koşamadığın için. İletişim problemleri olabilir, algılamada dahi sorun olabilir. İlla ki gereksiz bir sorun takılmıştır kafama unutmuşumdur bir yerde kendimi, acılarda birikmiş ya kumbaramda ömrümün, zaman terk ederken, sen yine elvedalarda kendi saatlerinin saniyelerine gömülmüşsün. Kör olmakta zor mesele, görmezsin, ne zaman gördün ki? Hayat garip bütün otu boku ona yükle, hayallerini kafanda yarat içine illa ki sıçacak biri bulunur. Silerler kapasiteni, işerler beyninin hücrelerine alış artık, sindirir sistem seni bir yerlerde pörsümüş şekilde dışkılarlar, kalırsın kanalizasyon boşluklarında, tecavüz ederler duygularına tek tek işlerler nakış gibi, vücudun delik deşik, sen hala boşluğa şiddette. Kanar ruhunun her köşesi, yalnızlığa küfret sen hala. Akıtırlar kin ve nefret öfkelerini, başım olmuş zindan. Çıkamam duygu ve düşüncelerden kafalarda trilyon sorular var. Kaç işte gel gidelim demiştim sana yıllar önce, hesaplaşmıştım kendimin nefessiz sokaklarında, ışıkları olmayan karanlık sokaklarda yatıyorum yerde, düşürdüler tek kurşunla, kanayan ruhuna inat savaşıyorsun ya hala, tek kişisin, hayata karşı. Kimler satmadı ki seni? Kimler yalnız bırakmadı ki? En sevdiklerin en olmadık zamanlarda çıkıp gelip sokmadılar mı hayallerine? Kustun da ne yazdı kinini? Kirlendin yıllar boyu, temizliği bile çalmadılar mı senden? Çırılçıplaksın hala, ahlak duygu gibi metafizik kavramlarla yaşıyorsun somut tek bir dayanağın yok. Kapasan gözlerini karanlık bile terk eder seni. Göt gibi kalırsın kalabalıklar ortasında, yapayalnız. Sen hala küfür et yalnızlıklara. Hayat denen zalim savaşta, imansızlara denk geldin. En sevdiklerin bıraktıkları son not kahpelikti. Gözlerinin içine baka baka milyonlar yalan söyledi. Kulakların gerçeğe alışık değil tek doğru cümleleri yok, gerçeği hep kendi kendine söyledin, duyduğunda kulakların doğruları kanadı aptallığına. Organize işler bunlar, çocukluğundan kalma birikintilerde yüzmekti hayattan arta kalanlar. Haykırdın ruhunu beden uyuşamadı nefessiz hayata. Gözlerin kördü hep, hep bir ezgi takip eder seni, bir gün terk edeceği gibi ruhun bile seni, sen hala savaşıyorsun boş arenasında sana ayrılan parçanın. Özgürlük istersin sen kendine mahpussun. Neyi açıklayayım hangi cümlemi doğrulayayım. Noktalasam hayatımı, silinir gider mi izleri bedenimden kirlenmişliklerin. Anlattın birer birer kimse duymadı, hap verip götüne tıkadılar fitilleri, akan kanları durduracak tek bir peçeten dahi olmadı. Tacizler sürdü yüzyıllar boyu, sen hala otobüs camlarında kaybolan şehrin ışıklarında soru işaretleriyle dolu ömründe yolculukta, kayboluşa doğru gidensin. Son durakta ruhunu azrailden önce gömensin. Ne iyi ne kötü nasıl dünya? Hangisi yaşanmış hangisi susturulmuş. Hiç kimse duymamış. Konuşan yok, herkesin gözleri kapalı yürüyor bomboş sokaklarda, Hangi duygularını sana pazarladı sermaye sahipleri, aşk diye ahlaksızlık sürüldü, görmezden gelen insanlara neyi anlatabileceğini düşündün yıllar boyu… Herkes aynıydı da sen mi farktın. Dünyadan kendini çıkar, ölümle topla sevişmelerini, gözyaşlarını böl nefes alışlarına çıkan sonuçta bir eksiksin sen işte. Gözünü kapat ve dinle, duyma bu sesleri, koku rahatsız etmesin seni? Sen misafirsin gidip gelecek olan sürekli. Kuralları mı vardı yaşamların, herkes çelişirken birbirleriyle sen hala doğruların mücadelesinde? Asansörler çıkarken yürüyen oldun merdivende. Basamaklar bile anlamazken seni, sen soluk soluğa. Avladılar işte yemine takıldın kanca kalbinde. Öyle tabiri bir yerdeyim ki, üşüyorsun kendinin suskunluğuna. Anlam arama artık hayat denen kendinde. Sen buraların çocuğu değilsin! Sen hala nefes aldığını sanarak günlerini geçirensin. Kaybedilen her savaştan sonra kazanmaya doğru yol almaya çalışıp hep düşensin, kaldıranı olmayan. Rüzgârlar esse ruhunun en ücra köşelerine yine de temizlenemeyeceksin. Yağmurlar ıslatmaz duygularını, kanın bile buharlaşıyor gittikçe, kurumaya yüz tutmuş hayallerinde. Suskunsun zaten unuttun konuşmayı gitti. Bırak artık bu saçma sapan hikâyeleri. Gerçeğine dön evrimin ilk günlerine.
Gideceksin işte bir gün, alıp ruhunu bedeninle gideceksin. Tek şarkıyı dinleyeceksin ömrünün sonuna kadar, aynı yüzü düşleyecek ve transa geçeceksin, sevişme seanslarında. Allahın bile var olmadığı bir yerde yapayalnız kalacaksın. Susacak ve gömeceksin toprağa kendini, sikeceksin herkesin hayallerini, analarına söveceksin bir bir kahpe dostların, bütün orospuçocuklarını vuracaksın kalplerinden, bileklerini keseceksin kanayacak her güne her kişiye gözlerine dolacak o kan, nefret okunacak yüzünden. Susmayacak ve haykıracaksın ölene kadar bağıracaksın… Daha dur umut daha dur umutsuzlukları olacaksın. Dünyalarına tecavüz edeceksin, sokacaksın, sevdiklerine. Kan alacaksın bir bir, en umutsuz hücrelerinden akıtacaksın odanın duvarlarına, bedenlerine değil ruhlarına işkence çektireceksin, koparacaksın parmaklarının dokunmuşluklarını alacaksın...
İsyanın Adı Umut
Ve Umut Koyduk Galatasaray Senin Adını..

0 yorum: