28 Kasım 2007 Çarşamba

Haftanın Sonu

1 Aralık Ctesi - 12:30 Galatasaray - Beylikdüzü
@ Burhan Felek Spor Salonu
2 takımda ligde namağlup , maçın ortasında sormayın evet 2.lig te oynuyoruz..
2 Aralık Pazar 15:30 Galatasaray- İ.B.B
@ Sami Yen
Teknik taktik bilmemne hak getire , khalkedon öncesi galibiyet şart..Uzunca bir aradan sonra gündüz maçı.Sabahlamak lazım.
2 Aralık Pazar 18:30 Galatasaray - Edremit
@ Aydan Siyavuş S.S. ( Maslak )
Migros maçındaki 2 kişilik tribünün ardından kendi sahamızda(!) bakalım yeni bir rekora mı imza atacağız.
Hayatımız Galatasaray !

25 Kasım 2007 Pazar

Neyleyim Cebimde Olmayan Parayı...


Parasızlık dedi ki:

"En yıkıcı olan benim, kapana sıkışmış fındık sıçanına çeviririm insanı. lokanta vitrinleri, giysi dükkanları,elektronik aygıt satıcıları, araba galerileri, gezi acentaları, mobilyacılar, lüks oteller, villalar, bakımlı bahçeler, gece kulüpleri, büyük mağazalar, balıkçı tablaları, renk renk meyvalarla donatılmış manavlar, içki dolu raflarıyla tütünlük pastırmaların, füme dillerin, açık pembe lakerdaların, yumuşak jambonların kesilip kıyıldığı tezgahlar, hem sürekli gözlerinin önünde, hem de sürekli kese menzilinin dışındadır.

Stad kapılarında rezil olur, deplase yolunda içtiğin süzme mercimeği terkedemez, ayak üstü rastlayıverdiğin eski bir dostunu hiçbir yere davet edemez, kendine yeni bir gömlek alamaz, veresiye hesaplarını bir türlü kapatamaz, ev kirasının karabasınından ne ay sonlarında, ne de ay başlarında yüreğini kurtaramaz, sevdiğinle boğaz kıyısında başbaşa bir bira içmeye bile gidemezsin.

En yıkıcı olan benim, insanların çoğu benim ateşli çemberlerimin içinde doğar ve yana kavrula, ateşli çemberlerimin içinde kaybolurlar.

Hiçbir şey benim kadar kahredici değildir."

Neyleyim Cebimde Olmayan Parayı...


Parasızlık dedi ki:

"En yıkıcı olan benim, kapana sıkışmış fındık sıçanına çeviririm insanı. lokanta vitrinleri, giysi dükkanları,elektronik aygıt satıcıları, araba galerileri, gezi acentaları, mobilyacılar, lüks oteller, villalar, bakımlı bahçeler, gece kulüpleri, büyük mağazalar, balıkçı tablaları, renk renk meyvalarla donatılmış manavlar, içki dolu raflarıyla tütünlük pastırmaların, füme dillerin, açık pembe lakerdaların, yumuşak jambonların kesilip kıyıldığı tezgahlar, hem sürekli gözlerinin önünde, hem de sürekli kese menzilinin dışındadır.

Stad kapılarında rezil olur, deplase yolunda içtiğin süzme mercimeği terkedemez, ayak üstü rastlayıverdiğin eski bir dostunu hiçbir yere davet edemez, kendine yeni bir gömlek alamaz, veresiye hesaplarını bir türlü kapatamaz, ev kirasının karabasınından ne ay sonlarında, ne de ay başlarında yüreğini kurtaramaz, sevdiğinle boğaz kıyısında başbaşa bir bira içmeye bile gidemezsin.

En yıkıcı olan benim, insanların çoğu benim ateşli çemberlerimin içinde doğar ve yana kavrula, ateşli çemberlerimin içinde kaybolurlar.

Hiçbir şey benim kadar kahredici değildir."

23 Kasım 2007 Cuma

Kimim Varki Senden Başka


UPS 0 - Galatasaray 3 @ Z.burnu UPS Spor Salonu

Migros 77 - Galatasaray 115 @ Caferağa Spor Salonu

Kasım 25 Trabzon ' peşinde nüfüsu azlığından , Günebakan Meyhanesi .. '


Senin İçin bu Hayat Yaşamaya Değer
Kalbimiz Durunca Bir Gün
Sadece Senden Ayrılmak Üzer




# 10 ışıl


22 Kasım 2007 Perşembe

Sporun Beşiği


ULEB Cup Galatasaray: 75 - Spirou Charleroi: 83
FIBA Euro Cup Galatasaray: 65 - BSC Dnipro: 53


Bir yandan milli maç telaşı diğer yanda o salona gidilmez ulan hezeyanları..Gerek sezon başı hazırlık dönemi gerekse yıl boyu bazı şeyleri yazıp çizmek için , olur olmaz her yapılana bok atmadan önce ve öncelikle salona geleceksin.. Yada bırakılmalısınız kendi evriminize ve sanal sevdalarınıza devam etmelisiniz..

Yükseliyor Sesimiz Taa Ufuklara Kadar
Şampiyonluk Bekliyoruz Şanlı Galatasaray !
Salonları bok eden bir futbol seyircisi

19 Kasım 2007 Pazartesi

Kolay mı Siyavuş'ta Aslan Cimbom'u Yenmek..


Sarı Kırmızı bir salon..Branş belirtmeden ' maç var ' denince belli olan bir adres..uzak günler mi bize acaba?Yaklaşık iki üç senedir oynadığımız Ahmet Cömert'ten sonra 2.Olimpiyat vakası gibi bir şey Ayhan Şahenk'teki maçlar..Her seferinde trafik keşmekeşi , ulaşım zorluğu vs...Evinde oturup şikayet edenler içindi bu kısım..
Salondaki yalnız kalmışlığımız , sahiplene-meyişimiz tribünlerdeki o yeşillik ve Darüşşafaka yazıları..Yeşilli sarılı pembeli koltuklar , reklam panoları , saha kenarında üst çatıdaki yazılar , bomboş tribunler ve malesef yöneticilierimiz için bile ' kendi kendine hoplayıp zıplayan ' bir avuç insan..Yine de elden gelenin hepsi yapılmalı , bu salonda Galatasaraylılaştırılmalı..Maçtan önce yetiştirilemediğinden devre arasında apar topar kafe kıravn yazılarını pota altlarına yapıştırmak nede kolaymış , saha kenarında eşşek kadar darüşşafaka yazısına da düşünse ya birileri...yada bırakın düşünenler yapabilsin bir şeyler..Tabi önce söylediklerimizi kavrayabilmeleri gerekiyor.Yayıldığın o koltukta gayet rahatsın , karşı ' dan gayet belli oluyor..Geçen sene hakaretler yağdırdığın bayan basket takımını nede güzel alkışlıyorsun ayakta..Samimiyetsizliğin de belli oluyor karşı taraftan haberin ola..Yarılan avuçlarımız yırtılan boğazlarımızla kazandırdığımız girona maçını da sevgili başkanına hediye eylemişsin , hayırlı olsun . Galatasaray Biz'iz , tribünlerinde terler akıtan , soğuğunda titreyip genede sönmeyen bizleriz..Galatasaray'dan en ufak bir çıkarı olan , onun üzerinden prim yapmaya çalışan herkesin allah belasını versin.
RUHUN ŞAD OLSUN AYDAN SİYAVUŞ..
* Elleriniz dert görmeye YLDZ TEK! delileri..

13 Kasım 2007 Salı

Daha Çok Gençken..

Hayatımızı ömrümüzü yedi bitirdi şu sınavlar. yıllardır okuyoruz ama hala bir bok olamadık. acaba hiç mi bulaşmasaydık şu üniversite işlerine. vize dönemine gelmiş bulunuyoruz. bütün öğrenci arkadaşlara şimdiden kolay gelsin. kopyalar hazırlansın, sınav saatine göre saatler kurulsun. sınıfın en çalışkan kızlarından notları toplayalım, sınavda arkalarına oturalım. günübirlik değil sınavdan bir gece önce çalışılmaya başlayalım kopya çekerken asistanlarla göz göze gelmekten kaçınalım diyoruz.

Hayat bir sınav
Tek galibi GALATASARAY

Daha Çok Gençken..

Hayatımızı ömrümüzü yedi bitirdi şu sınavlar. yıllardır okuyoruz ama hala bir bok olamadık. acaba hiç mi bulaşmasaydık şu üniversite işlerine. vize dönemine gelmiş bulunuyoruz. bütün öğrenci arkadaşlara şimdiden kolay gelsin. kopyalar hazırlansın, sınav saatine göre saatler kurulsun. sınıfın en çalışkan kızlarından notları toplayalım, sınavda arkalarına oturalım. günübirlik değil sınavdan bir gece önce çalışılmaya başlayalım kopya çekerken asistanlarla göz göze gelmekten kaçınalım diyoruz.

Hayat bir sınav
Tek galibi GALATASARAY

10 Kasım 2007 Cumartesi

Saldırın Durmadan..


Boyama şekli şemali yeri zamanı malzemesi ile hayatımızın en zor, ortaya çıkanı ile en kötü pankartıydı. Sonrasında gelen onca laf da cabası. Salladığın yumruk kalbimize değmiş olsada silemedik seni kaptan. Hafta sonu karşımıza 3.farklı takımın teknik direktörü olarak çıkacaksın. Elbet geleceğiz.. Gözyaşı içinde, haykıra haykıra. Yana yakıla geleceğiz elbet. Belki tribününde Mabed'in, belki de otoparkın üst kat locasında sessiz ve kederli olacağız, bilinmez. Ama yüreklerimiz senle çarpmaya devam edecek. Sahadaki Galatasaray formaları ıslanmıyor artık kaptan. Döktüğümüz gözyaşı ondandır.
Yüreğim Mahkum Ben Sana Hala Vurgun
Dolmadı Daha Gönül Borcum..

9 Kasım 2007 Cuma

Beste , Güfte , Köfte..

Maç biter..


Bitmeden de tribünü terkedenleri görürsün. Ufaktan evlerinin yolunu tutarlar. 55 liralık açık tribün biletine mi küfretmektedir yoksa geldim deşarj oldum gidiyorum tribindemidir bilinmez. Bundan sonraki durağı düşünmediği kesin. Maç biter. Diğer kalabalıklar da ufaktan yol alırlar. Kalakalan yine sensindir. Evet bu ilk yenilgin değildir ne hayatta ne statta. Ama bu bi başka koyar sebepsizce ve sessizce. Maç biter. Kalabalıklar Mecidiyeköy sokaklarını terketmiştir artık. Üşürsün. Yağmur hala hafiften üzerine inmeye devam etmekte. Boğazında üç günde 3 tribün tahrişi, avuçlarında alkış yaraları. Kanar. Neyse ki yağmur var. Ağlayasın gelir. Hıçkıra hıçkıra bağırasın gelir. Adnan'a, Başkan'a, Sabriyi ıslıklayana, maç bitmeden stattan çıkana. Maç biter. Yine Sokak'tasındır. Hemcins sorunlular ufaktan görülür ufukta. Gün sabahın köründe orada başlar, maçtan sonra da orada biter. Sebepsiz. Biralar açılır, yağmur hala yağmakta. Sızlayan yürek sayısı yedi sekizken, cümle kuran sıfırdır. Bir kısım yol alır. Yalnızsın. Sokaklar bomboş. Karşıdan poşetli bir adam görünür, başında beresi, burnunda bandı, boynunda atkısı yol almakta. Muhtemelen hayatındaki onca sorundan birini düşünmekte belkide içinden dökülen yeni bir haykırışın kafiye arayışında. Bilinmez. Çünkü sessiz o. Haykıra haykıra susar o. Selam verip geçesi gelir ama geçilmez. Gençliğini görür kimbilir o kaldırımda. 14 sene beklenen şampiyonluk özlemini görür, damar oğlu damar zamanları canlanır gözünde tribünün. Dayanamaz başlar anlatmaya. Öyle şeyleri hatırlar ve döker ki ortaya üşümeye utanırsın. Nefeslerin tükendiği yerdir. Spor sergi der, kapalı kuyruğu der, paralı tuvalet der, beste güfte der, ardından tezgahı kapatan Adem abi görünür. Selam verip geçmek ister ama geçemez. Artık hiç üşeyemezsin. Titreyen bacağını deydirmek istemezsin yanındakine, anlamasın diye. Utanırsın, kendınden utanırsın. Sevdam dediğine parasını verip(!) koşamadığın için. İletişim problemleri olabilir, algılamada dahi sorun olabilir. İlla ki gereksiz bir sorun takılmıştır kafama unutmuşumdur bir yerde kendimi, acılarda birikmiş ya kumbaramda ömrümün, zaman terk ederken, sen yine elvedalarda kendi saatlerinin saniyelerine gömülmüşsün. Kör olmakta zor mesele, görmezsin, ne zaman gördün ki? Hayat garip bütün otu boku ona yükle, hayallerini kafanda yarat içine illa ki sıçacak biri bulunur. Silerler kapasiteni, işerler beyninin hücrelerine alış artık, sindirir sistem seni bir yerlerde pörsümüş şekilde dışkılarlar, kalırsın kanalizasyon boşluklarında, tecavüz ederler duygularına tek tek işlerler nakış gibi, vücudun delik deşik, sen hala boşluğa şiddette. Kanar ruhunun her köşesi, yalnızlığa küfret sen hala. Akıtırlar kin ve nefret öfkelerini, başım olmuş zindan. Çıkamam duygu ve düşüncelerden kafalarda trilyon sorular var. Kaç işte gel gidelim demiştim sana yıllar önce, hesaplaşmıştım kendimin nefessiz sokaklarında, ışıkları olmayan karanlık sokaklarda yatıyorum yerde, düşürdüler tek kurşunla, kanayan ruhuna inat savaşıyorsun ya hala, tek kişisin, hayata karşı. Kimler satmadı ki seni? Kimler yalnız bırakmadı ki? En sevdiklerin en olmadık zamanlarda çıkıp gelip sokmadılar mı hayallerine? Kustun da ne yazdı kinini? Kirlendin yıllar boyu, temizliği bile çalmadılar mı senden? Çırılçıplaksın hala, ahlak duygu gibi metafizik kavramlarla yaşıyorsun somut tek bir dayanağın yok. Kapasan gözlerini karanlık bile terk eder seni. Göt gibi kalırsın kalabalıklar ortasında, yapayalnız. Sen hala küfür et yalnızlıklara. Hayat denen zalim savaşta, imansızlara denk geldin. En sevdiklerin bıraktıkları son not kahpelikti. Gözlerinin içine baka baka milyonlar yalan söyledi. Kulakların gerçeğe alışık değil tek doğru cümleleri yok, gerçeği hep kendi kendine söyledin, duyduğunda kulakların doğruları kanadı aptallığına. Organize işler bunlar, çocukluğundan kalma birikintilerde yüzmekti hayattan arta kalanlar. Haykırdın ruhunu beden uyuşamadı nefessiz hayata. Gözlerin kördü hep, hep bir ezgi takip eder seni, bir gün terk edeceği gibi ruhun bile seni, sen hala savaşıyorsun boş arenasında sana ayrılan parçanın. Özgürlük istersin sen kendine mahpussun. Neyi açıklayayım hangi cümlemi doğrulayayım. Noktalasam hayatımı, silinir gider mi izleri bedenimden kirlenmişliklerin. Anlattın birer birer kimse duymadı, hap verip götüne tıkadılar fitilleri, akan kanları durduracak tek bir peçeten dahi olmadı. Tacizler sürdü yüzyıllar boyu, sen hala otobüs camlarında kaybolan şehrin ışıklarında soru işaretleriyle dolu ömründe yolculukta, kayboluşa doğru gidensin. Son durakta ruhunu azrailden önce gömensin. Ne iyi ne kötü nasıl dünya? Hangisi yaşanmış hangisi susturulmuş. Hiç kimse duymamış. Konuşan yok, herkesin gözleri kapalı yürüyor bomboş sokaklarda, Hangi duygularını sana pazarladı sermaye sahipleri, aşk diye ahlaksızlık sürüldü, görmezden gelen insanlara neyi anlatabileceğini düşündün yıllar boyu… Herkes aynıydı da sen mi farktın. Dünyadan kendini çıkar, ölümle topla sevişmelerini, gözyaşlarını böl nefes alışlarına çıkan sonuçta bir eksiksin sen işte. Gözünü kapat ve dinle, duyma bu sesleri, koku rahatsız etmesin seni? Sen misafirsin gidip gelecek olan sürekli. Kuralları mı vardı yaşamların, herkes çelişirken birbirleriyle sen hala doğruların mücadelesinde? Asansörler çıkarken yürüyen oldun merdivende. Basamaklar bile anlamazken seni, sen soluk soluğa. Avladılar işte yemine takıldın kanca kalbinde. Öyle tabiri bir yerdeyim ki, üşüyorsun kendinin suskunluğuna. Anlam arama artık hayat denen kendinde. Sen buraların çocuğu değilsin! Sen hala nefes aldığını sanarak günlerini geçirensin. Kaybedilen her savaştan sonra kazanmaya doğru yol almaya çalışıp hep düşensin, kaldıranı olmayan. Rüzgârlar esse ruhunun en ücra köşelerine yine de temizlenemeyeceksin. Yağmurlar ıslatmaz duygularını, kanın bile buharlaşıyor gittikçe, kurumaya yüz tutmuş hayallerinde. Suskunsun zaten unuttun konuşmayı gitti. Bırak artık bu saçma sapan hikâyeleri. Gerçeğine dön evrimin ilk günlerine.
Gideceksin işte bir gün, alıp ruhunu bedeninle gideceksin. Tek şarkıyı dinleyeceksin ömrünün sonuna kadar, aynı yüzü düşleyecek ve transa geçeceksin, sevişme seanslarında. Allahın bile var olmadığı bir yerde yapayalnız kalacaksın. Susacak ve gömeceksin toprağa kendini, sikeceksin herkesin hayallerini, analarına söveceksin bir bir kahpe dostların, bütün orospuçocuklarını vuracaksın kalplerinden, bileklerini keseceksin kanayacak her güne her kişiye gözlerine dolacak o kan, nefret okunacak yüzünden. Susmayacak ve haykıracaksın ölene kadar bağıracaksın… Daha dur umut daha dur umutsuzlukları olacaksın. Dünyalarına tecavüz edeceksin, sokacaksın, sevdiklerine. Kan alacaksın bir bir, en umutsuz hücrelerinden akıtacaksın odanın duvarlarına, bedenlerine değil ruhlarına işkence çektireceksin, koparacaksın parmaklarının dokunmuşluklarını alacaksın...
İsyanın Adı Umut
Ve Umut Koyduk Galatasaray Senin Adını..

8 Kasım 2007 Perşembe

Tam 10 Yıl Oldu..

Galatasaray Basketbol Takımı bir Avrupa kupası maçına çıkmayalı..
Ayhan Şahenk denen ruhu az ulaşımı zor salonda bir avuç sevdalı..Rakip geçen senenin bu kupadaki Avrupa finalisti İspanyol Girona..Maçtan evvel sağda solda konuşulan 100 olur , bu takım bunu beceremez nidaları muhtemelen kapak olmuştur hem kuş beyinlilere hemde tatlı su Galatasaraylılarına..Sonuç olarak " top rakipte haydi ıslık gençlerrr " ve " Oooo saldır galatasarayyyy " arasında geçirmeye çalıştığımız maç, son saniyesinde hangi sevdadan galip çıktık ki zaten yakarışına varmak üzereyken kaçırdıkları o son üçlük sayesinde on beş kişi ile alınan bir galibiyete dönüştü..
Genel itibariyle şikayet ederiz ya hani , oyuncuların tribüne uzak olmaları , bir selamı eksik etmelerinden.. Maç bittiğinde yumruklarını sıkıp tribünü işaret etmeleri çok şey ifade ediyordu basketbol tribünümüz için..Nicelik değil nitelik diyip susalım..Ve sözü Denizli de alışık olduğumuz üzere maç sonu kutlamaları için ışık aç kapacılara bırakalım..
Her zaman güzel şeyler hayal ettik biz senin için ,
öyle kapladın ki içimizi sensiz hayal bile kuramaz olduk.

7 Kasım 2007 Çarşamba

Bir Kaç İyi Adam..


Bir kaç peşinde startı bu kez erken veriyor..Çalgılı Meyhane özlemiyle kavrulan bedenler Nevizade'de soluklanıp Ayhan Şahenk'in yolunu tutacak ve dün bir avuç insanla alınan güzel uleb cup galibiyetinin yanına bir tane daha eklettirmek için gırtlak yırtacak..
seer ( Evet , o artık okula gidip derse giriyor , direk geçecek)
voda ( Ofisinde raporları , eksperleriyle boğuşmakta,geç kalır)
ultras! ( Kenyadan çıktı geldi, "hala mı yağmur" şikayetinde )
maje ( Bugün çarşamba tabikii evde )
Saatler kurulur , Önce gelen rakıyı söyler..

4 Kasım 2007 Pazar

#67

Çok değil, 2 ay kadar önce ligin ilk haftaları filandı sanırsam. florya'da bir paf maçı öncesi pankarta ip almak için market önünde durmuştuk. aslında seni gördüm marketin içinde, maje'ye dur ip alalım şu marketten dedim. markete girer girmez yanına gelip abi napıyosun ya dediğimde hiçbişey yapmıyorum, teklifleri değerlendiremedik demiştin. bursayı sorduğumda, onlar dönek çıktı demiştin. geçen sene dolmabahçe deplasmanı öncesi floryada tatlı servisi yapılırken size, ben yine direk senin yanına gelmiştim başka hiçbirine bakmadan. bizim formayı çok yakıştırıyordum sana, hepsinden önce büyük saygım vardı o sessiz sakin duruşuna. bu akşam antep maçını izlerken seni gördüğümde içim bir garip oldu. başarılar ergün penbe. ben senden öğrendim hayata ortalar yapmayı.

" Futbola Kilimlispor'da başladı. 1992-1994 yılları arasında Gençlerbirliğinde oynayan Ergün Penbe 1994'te Galatasaray'a transfer olmuştur. Sol bek mevki ve orta sahanın, solunda görev yapan oyuncu ince fiziği ve yüksek tekniği ile Galatasaray'da uzun yıllar görev yapmıştır. Lakabı Kemik'tir.
2000 yılındaki UEFA Kupası finalinde Arsenal'e karşı kullandığı ve gole çevirdiği penaltı takımının kupayı kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Soğukkanlılığı ve efendiliği ile futbol dünyasında ender futbolculardan biridir. Kariyerinde sadece 1 kez kırmızı kart görmüştür; o da 1996 yılında Trabzonspor maçında 2 sarı karttan dolayı verilmiştir. En son Galatasaray'dan bedelsiz olarak sözleşmesi bittiği ve yenilenmediği için ayrılmıştır. Kimseye dargın olmadığını söylese de yıllardır hizmet ettiği kulübünden böylesine ayrılmak Ergün'ü üzmüştür. Ergün Penbe Gaziantepspor'da futbol hayatına devam etmektedir.. "

#67

Çok değil, 2 ay kadar önce ligin ilk haftaları filandı sanırsam. florya'da bir paf maçı öncesi pankarta ip almak için market önünde durmuştuk. aslında seni gördüm marketin içinde, maje'ye dur ip alalım şu marketten dedim. markete girer girmez yanına gelip abi napıyosun ya dediğimde hiçbişey yapmıyorum, teklifleri değerlendiremedik demiştin. bursayı sorduğumda, onlar dönek çıktı demiştin. geçen sene dolmabahçe deplasmanı öncesi floryada tatlı servisi yapılırken size, ben yine direk senin yanına gelmiştim başka hiçbirine bakmadan. bizim formayı çok yakıştırıyordum sana, hepsinden önce büyük saygım vardı o sessiz sakin duruşuna. bu akşam antep maçını izlerken seni gördüğümde içim bir garip oldu. başarılar ergün penbe. ben senden öğrendim hayata ortalar yapmayı.

" Futbola Kilimlispor'da başladı. 1992-1994 yılları arasında Gençlerbirliğinde oynayan Ergün Penbe 1994'te Galatasaray'a transfer olmuştur. Sol bek mevki ve orta sahanın, solunda görev yapan oyuncu ince fiziği ve yüksek tekniği ile Galatasaray'da uzun yıllar görev yapmıştır. Lakabı Kemik'tir.
2000 yılındaki UEFA Kupası finalinde Arsenal'e karşı kullandığı ve gole çevirdiği penaltı takımının kupayı kazanmasında önemli bir rol oynamıştır. Soğukkanlılığı ve efendiliği ile futbol dünyasında ender futbolculardan biridir. Kariyerinde sadece 1 kez kırmızı kart görmüştür; o da 1996 yılında Trabzonspor maçında 2 sarı karttan dolayı verilmiştir. En son Galatasaray'dan bedelsiz olarak sözleşmesi bittiği ve yenilenmediği için ayrılmıştır. Kimseye dargın olmadığını söylese de yıllardır hizmet ettiği kulübünden böylesine ayrılmak Ergün'ü üzmüştür. Ergün Penbe Gaziantepspor'da futbol hayatına devam etmektedir.. "

3 Kasım 2007 Cumartesi

Okyanus aşırı...


L- Futbol abi futbol
A- Futbol?
L- Evet futbol.
A- Soccer o!
L- Hee dogru ya sakır sakır. Ama ayaklarla oynaniyor, hani ayak-foot... Ingilizler futbol diyor hem, hani su ingilizceye adini verenler...
A- Biz cins ulkeyiz, herseyimiz farkli...

Futbol'a soccer denen ulkede, devamli futbol diyerek yanilgiya dusmek...
Yerel ligleri izlerken kadin-erkek karisik takimlari gormek...
Bir Cinli'nin, Taylandli'nin, Meksikali'nin, Arjantinli'nin seni bilmesi...

Okyanus aşırı...


L- Futbol abi futbol
A- Futbol?
L- Evet futbol.
A- Soccer o!
L- Hee dogru ya sakır sakır. Ama ayaklarla oynaniyor, hani ayak-foot... Ingilizler futbol diyor hem, hani su ingilizceye adini verenler...
A- Biz cins ulkeyiz, herseyimiz farkli...

Futbol'a soccer denen ulkede, devamli futbol diyerek yanilgiya dusmek...
Yerel ligleri izlerken kadin-erkek karisik takimlari gormek...
Bir Cinli'nin, Taylandli'nin, Meksikali'nin, Arjantinli'nin seni bilmesi...

2 Kasım 2007 Cuma

Sadece Orada Olmaktan Mutlu Olanların Olduğu Yer..


Seer zararlısı sayesınde tanışıp kaynaştığımız evimiz & sığınamız & deplase öncesi durağımız eloy..
Andaç abi bazen elindeki tam tamla sen sarıyla kırmızı yapar , bazende sonu gelmeyen Edirne günlerinin hatrını sorar..
Cebinde ne kadar paran varsa o gün hesap o kadar gelmiştir..
Eldeki megafonu bile kullansan bira söylemekte , yanıt değişmez ve kalkar biranı doldurursun.
Alt kat bizi pek açmaz.Ve genelde sadece patron burdamı sorgusalı için yaklasık 45 saniye sürer birlikteliğimiz.Bu sürede içerdeki 454545 tane siyah tişörtlü insanın , kapıdan giren sarı-kırmızı doğal derili insana kafa çevirip bakma huyuna yeterlidir..
Denizli maçı Andaç Abiyi boşladığımızı gösteriyor..Baksana can sıkıntısı doruklarda..
Eloyyyy eloyyy eloyyy eloyyyyy şampiyon cimbombom..

Endüstriyelleştiremeyeceklerinizdeniz..

Tribüncü böyle giyinir hede hödösüyle çeşitli ürünler çizen & yapan & satan bir oluşum MU.
Şimdilerde umbroyla bir anlaşma , bir evlilik , bir kamusal hizmetçilik oynamaya başlamış..

5 liralık çakma atkımızı dahada sıkı sarıp , rengarenk polarların kapşonunu hiç açmama zamanıdır gayrı.


1 Kasım 2007 Perşembe

kasım....kasvetli ayrılıkların saklandığı ıssız mahzen

"her gun bir umutla aciyorum perdemi ve ayni umutla bunun olmasini bekliyorum. kuslar icin uzulsem de, bencilligim kendini gosteriyor. kari bekliyorum.."

bakarsin postalar yolda kalir kimse kimseden haber alamaz. guvercinler ac kalir. acliktan belki olurler. postacilar erkenden cikmaz evlerinden. bir iki gun evde karilariyla varsa ikide cocuguyla gecirirler kasimi. kasim olmek icin kotu mevsimdir. cenazene bile usenir insan evladi, gelmez. karin yarim karisi bile usutur. imam hizli kilar cenaze namazini. cemaat birbirine surtunur, seni yollarken bile bir acelelik sezilir. kar topragi beklemez gomduklerinde bedeni. senden once doldurur cukuru. topragi ite ite.. zaten usumus cesedi iyiden iyiye usutur. belkide cehennem atesini almaya calisir daha sen bitmeden. veya bu dunyaya lanet etmen icin bir vesile olur belkide gitmeden cennete..



oyle veya boyle kasim hasimdir senin icin. bir dert arkadasi bir dus ortagi..

kasım....kasvetli ayrılıkların saklandığı ıssız mahzen

"her gun bir umutla aciyorum perdemi ve ayni umutla bunun olmasini bekliyorum. kuslar icin uzulsem de, bencilligim kendini gosteriyor. kari bekliyorum.."

bakarsin postalar yolda kalir kimse kimseden haber alamaz. guvercinler ac kalir. acliktan belki olurler. postacilar erkenden cikmaz evlerinden. bir iki gun evde karilariyla varsa ikide cocuguyla gecirirler kasimi. kasim olmek icin kotu mevsimdir. cenazene bile usenir insan evladi, gelmez. karin yarim karisi bile usutur. imam hizli kilar cenaze namazini. cemaat birbirine surtunur, seni yollarken bile bir acelelik sezilir. kar topragi beklemez gomduklerinde bedeni. senden once doldurur cukuru. topragi ite ite.. zaten usumus cesedi iyiden iyiye usutur. belkide cehennem atesini almaya calisir daha sen bitmeden. veya bu dunyaya lanet etmen icin bir vesile olur belkide gitmeden cennete..



oyle veya boyle kasim hasimdir senin icin. bir dert arkadasi bir dus ortagi..

gece nöbeti

daha az seviyorum seni..
giderek daha az..
unutur gibi seviyorum..
azala azala..
aramızdaki uzaklığın karanlığında..

geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
daha az seviyorum seni..
kendini iyileştiren bir yara gibi..
daha az..
ve zamanla..

sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
uzak dağ kışlalarında..
görmüyoruz birbirimizi..
usul usul sis iniyor..
kopmuş yollara..
işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..

gece nöbeti

daha az seviyorum seni..
giderek daha az..
unutur gibi seviyorum..
azala azala..
aramızdaki uzaklığın karanlığında..

geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
daha az seviyorum seni..
kendini iyileştiren bir yara gibi..
daha az..
ve zamanla..

sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
uzak dağ kışlalarında..
görmüyoruz birbirimizi..
usul usul sis iniyor..
kopmuş yollara..
işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

artık daha az seviyorum seni..
unutur gibi..ölür gibi daha az..
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini..
kolay değildi..
yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
kaç acı birden imtihan etti beni..
bir tek gece vardır insanın hayatında..
ömür boyu sürer nöbeti..
bu da öyleydi..
iyi ol..
sağ ol..
uzak ol..
ama bir daha görme beni..