27 Şubat 2008 Çarşamba

Çok uzaklardan bir ses..



1.5 sene öncesinde alınan ani bir kararla malum ikametgahım Macaristan olarak değişti. Bu değişikliğin verdiği en büyük sancı şüphesiz Galatasaray'dan uzak kalmak. Geçen haftaya kadar adına ''gurbet'' denilen, yaşamayanın bilemeyeceği yaşayanın da en acı küfürlerini saydırdığı Macaristan'da en güzel günüm sutopu takımının Budapeşte'deki maçıydı. Gel zaman git zaman derken gurbette bir şans daha doğdu ve Arma'nın ardı sıra Leverkusen'e yol göründü. Maçtan önce 2 haftadan fazla süren ''nasıl gidecez, neyle gidecez, nasıl yapacaz'' tarzı ıkınmaların sonunda bir araba kiraladık ve Budapeşte'deki elemanla yola çıktık. Ben yoldayken cüzdanımda usulca bekleyen pesindeyiz.biz stickerı aklıma geldi. Sticker yetmez diyip pankarta karar verdim. Viyana'da aranan şekilde bir bez bulamadım, istenilen bezi ucuza alabilecek tek yer de kapalı olunca, içimden saydıra saydıra Karlsruhe'a devam ettim, orada bulurum belki sarı bir bez diyerekten.. Sonra aklıma Sutopu maçı için boyadığım pankartın ''çarşaf'' üzerine olduğu aklıma geldi.Aynen aynen, sarı bir düz çarşaf bulursam tamamdır zaten spreyi de ne olur n'olmaz diye arabaya atmıştım. Oraya baktım buraya baktım çarşaflar hep lastikli ya da lastikli havlu şeklinde. Hani güzelim memleketimin her semtinde olan manifaturacılar da rastlanılır sıklıkta değil. En son çok erken saatte açılan bir süpermarketten ''lastikli sarı çarşaf'' ve makas edindim. Karlsruhe sonrası 350 kmlik Leverkusen şehri yolunu ayarlanan otobüsle giderken çarşafın lastiklerini güzelce bir kestim ama ortaya cıkan parça resmen koyun postunun yere serilmiş hatlarıyla birebirdi. Çarşafın kenar lastiklerini kestim fakat kumaş da kendiliğinden esnek olduğundan içe doğru çekiyordu. Olabildiğince düzeltip Leverkusen'e girdiğimde yazmaya başladım. Çarşafın azizliğinden istediğim gibi yazamasam da olmuştu, öyle ya da böyle.Stada girerken son kontrolde güvenlik görevlileri pankartı verin biz asarız dedi. 10 dkya yakın direndim, etraftan Almanca bilenlere ısrar ettirdim ama olmadı. Montun altına sarmayı düşünmüştüm lâkin tam olarak kurumadığından mecbur elimde götürmek zorundaydım. ''Şu bloğa asacaz'' dediler iyi o zaman dedim, girdiğimde ise geldi bir görevli yan tribünün boş kısmına bütün pankartları, tam görünmeyen bir biçimde koltukların üzerine bıraktı. En içten dileklerimle görevlinin sülalesini andım. Allah'tan teslim öncesi foto almıştım. Maç öncesi stad yakınında bir cafe-bar toplanma yeri olarak belirlenmişti. İşemek için içeri girdiğimde, Peşindeyiz diyerekten ''yenik serçeyle'' özdeşleşmiş besteyi söylüyordu herkes. Bu kadar kişinin eşlik etmesine mutlu olup sizleri andım. Bir kez daha küfrettim koduğumun gurbetine. Hani hep deriz ya bir yurtdışı deplasmanı nasip olsun diye, ben 150 devamlı bağıran kişi dışında bu kadar ruhsuz izleyici görmedim. Hani burası benim yerimcilerden, otursanıza göremiyoruzculardan çokca mevcuttu. Onları gördükçe çok daha fazla haykırdık adını Galatasaray.Umudumuzsun işte!
Ali Yücel
Şubat '08
Macaristan

0 yorum: